18 Haziran 2020 Perşembe

Türk- Rum Nüfus Mübadelesi / Ayrıntılı

1 Yorum
Sponsor

    Türkiye ile Yunanistan arasında Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan karşılıklı nüfus değişimine Nüfus Mübadelesi denir. Lozan Barış Anlaşması sürecinde iki ülkenin nüfus mübadelesi (değişimi) yapması anlaşma ile kabul edilmiş; Anadolu'daki Ortodoks Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler karşılıklı yer değiştirmiş, göç etmiştir. Yüz binlerce kişinin kendi ata toprakları olarak bildiği yörelerinden çıkarılma süreçleri diye de tanımlanmıştır. Sözlük anlamı; değiş- tokuş, değişim demektir. Başkasının yerine getirilmiş kişiye ise Mübâdil denir.

Konu ile ilgili ÖZET ANLATIM için BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/06/turk-rum-nufus-mubadelesi-nedir-ozet.html


Türk Mübadiller
   
Nüfus Mübadelesi ve Lozan

  30 Ocak 1923'te, Lozan'da, Türk- Rum Nüfus Mübâdelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol Anlaşması imzalandı. Bu protokolde; İstanbul dışındaki Ortodoks Rumlar ile Batı Trakya dışındaki Müslüman Türklerin zorunlu olarak göç ettirilmelerine karar verildi. Bu sözleşme uyarınca, yaklaşık olarak 350.000 Müslüman Türk ve 200.000 Hıristiyan Rum zorunlu göçe tabi tutulmuşlardı. 

    Sözleşmenin ilk maddesine göre;

“Türk topraklarında yerleşmiş *Rum Ortodoks dininden Türk uyrukları ile Yunan topraklarında yerleşmiş *Müslüman dininden *Yunan uyruklarının, 1 Mayıs 1923 tarihinden başlayarak, **zorunlu mübadelesine girişilecektir. Bu kimselerden hiçbiri, Türk Hükümetinin izni olmadıkça Türkiye’ye ya da Yunan Hükumetinin izni olmadıkça Yunanistan’a dönerek orada yerleşemeyecektir.”

    2. madde ise istisnai durumu belirtmektedir:

“Birinci maddede öngörülen mübadele: 

 a) İstanbul’da oturan Rumları (İstanbul’un Rum ahalisini); 

b) Batı Trakya’da oturan Müslümanları(Batı Trakya’nın Müslüman ahalisini) kapsamayacaktır.

1912 Kanunuyla sınırlandırıldığı biçimde, İstanbul Şehremaneti daireleri içinde, 30 Ekim 1918 tarihinden önce yerleşmiş (établi) bulunan bütün Rumlar, İstanbul’da oturan Rumlar sayılacaklardır. 1913 tarihli Bükreş Antlaşması’nın koymuş olduğu sınır çizgisinin doğusundaki bölgeye yerleşmiş tüm Müslümanlar Batı Trakya’da oturan Müslümanlar sayılacaklardır.”

  Mübadele ile Türkiye ve Yunanistan adına çözümü zor siyasal, sosyo- ekonomik ve kültürel sorunlar doğdu.



Türk Mübadiller

Mübadelenin Sorunları

     Anadolu'da ''Küçük Asya Macerası''na çıkan Yunanistan umduğunu bulamamıştı. Bütün kaynaklarını bu ideal için tüketmişti. Sosyo-ekonomik sorunlar ile yüz yüze kalmıştı. Bunun yanı sıra savaş sonrası Anadolu'dan Yunanistan'a yığılan Anadolu Rumları da başlı başına bir sorundu. Türk Ordusunun İzmir'e girişinden itibaren bir ay içerisinde 300 bin; Mudanya Ateşkesinden sonra ise Trakya ve İstanbul'dan 60 bin Rum göç etti. Yunanistan'dan gelen vapurlar ile Karadeniz kıyı şehirleri Trabzon, Ordu, Giresun ve Samsun'dan Rum göçmenler Yunanistan'a taşındı. Bir ay içerisinde Yunanistan'a giden Rum göçmen sayısı 650 bin oldu. 1922 sonlarında bu sayı 1 milyona ulaştı. Başka bir kaynağa göre ise savaşın kaybedilmesi ile 850 bin kişinin Yunanistan'a döndüğü tahmin ediliyordu. İki tarafında istediği nüfus değişimi için ilk mübadele teklifinin Yunanistan'dan gelmesine şaşırmamalıydı. Yunanlılar bu nüfus yığılışını önlemeliydiler. Nüfusu 5.4 milyon olan Yunanistan'a süreç içerisinde 1.2 milyon Türkiye uyruklu Ortodoks Rum gelmişti.


Eğinli Rum Mübadiller  (Erzincan-Kemaliye)
   Türkiye için de benzer sosyo-ekonomik koşullar yaşanıyordu. Kurtuluş Savaşı başarı ile sonuçlanmıştı. Fakat sosyo-ekonomik durum kötüydü. Mübadele kapsamında 1923 ile 1933 yılları arasında Yunanistan'dan Türkiye'ye 384 bin mübadil iskan edilmişti (Başka bir kaynağa göre bu rakam, 1923-1930 yılları arasında 463,534'tür). Sayıları yaklaşık olarak yarım milyona dayanan mübadele göçmeninin barınma, yiyecek-içecek, sağlık gibi sorunları da ülke sorunlarına eklenecekti. Bu sorunla mücadele için TBMM, 13 Ekim 1923’te Mübadele İmar ve İskân Vekâletinin kurulması kanununu kabul etti. 20 Ekim’de de İzmir Mebusu Mustafa Necati Bey Mübadele, İmar ve İskân Vekilliğine seçildi. Türkiye’ye gelen göçmenlerin nakilleri, yerleştirilmeleri ve üretici duruma getirilmelerinin planlanması Mübadele İmar ve İskân Kanunu ile yapıldı.


Türk Mübadiller
    1923'te ilk büyük mübadil kafileler Anadolu'ya gelmeye başladı. İlk gelen göçmen kafilesi, Hanya'dan gemiyle gelen 1028 kişi İzmir'e vardı. Göçmen sevkinin büyük bir çoğunluğu Seyr-i Sefayin İdaresi'ne ait vapurlarla yapıldı. Selanik, Hanya, Girit, Kandiye gibi yerlerden alınan göçmenler; İzmir, İstanbul, Samsun, Trabzon gibi büyük iskeleleri olan yerlere indiriliyordu. Sağlık kontrolü yapılan göçmenler, geçici olarak misafirhanelere yerleştiriliyordu. Mübadele sorunları başlamıştı.


  Türkiye'ye gelen göçmenlerin Yunanistan'da kalan mallarının değerinde olacak bir biçimde mal dağıtımı, önemli bir sorun oluşturdu. Emvâl-i Metrûke (sahibi tarafından bırakılmış mallar) değerine göre yapılacak çalışmalar karma karışık bir iskan politikası oluşturdu. Düşünülen teori uygulamaya geçirilirken zorluklar yaşanıyordu. Yunanistan göçmenlerinin % 90'ı geldikleri bölgede tarımla uğraşıyordu. Göçmenlerin çoğuna Rumlardan kalan terk edilmiş topraklar  verilirken; geldikleri yerlerde tütüncülükle uğraşanlara bağlık araziler veriliyordu. Serbest meslek sahipleri de köylere yerleştiriliyordu. Uğraştıkları iş dışı alanlara yerleştirilmeleri ciddi bir sorun oluşturdu. Göçmenlerin yerleştikleri evler tahrip olmuş, bu tahripler ''fuzûli işgâller'' ile daha da kötü duruma gelmişti. 1924'te çıkarılan Emvâl-i Metrûke kanun ve talimatnameleri ile dağıtılacak emlak ve araziler ile ilgili düzenlemeler yapılarak sorunlara çözümler üretildi.


Samsunlu Rum Mübadiller

Etabli ve Patrikhane Sorunları

   Türk- Rum mübadelesinde 1924'ten itibaren ülkeler arasında sorun yaşandı. Protokol imzalanır imzalanmaz Karma Komisyon göreve başlamıştı. Fakat Mübadele sözleşmesinin 2. maddesinde, ülkelerin farklı yorumlar yapması ile sorunlar yaşanmaya başladı. Temel sorun mübadele sırasında kimlerin etabli (yerleşik) sayılacağı idi. 

    Mübadele Sözleşmesi'nde; 1912 kanunuyla sınırlandırıldığı biçimde İstanbul şehremaneti daireleri içinde 30 Ekim 1918 tarihinden önce yerleşmiş bulunan bütün Rumlar (İstanbul’da oturan Rumlar) yerleşik (etabli) sayılacak ve 1913 tarihli Bükreş Antlaşması’nın çizmiş olduğu sınırın doğusunda kalan Müslümanlar da Batı Trakya’nın yerleşikleri olarak kabul edilecekti. Yunanistan ise etabli teriminin uluslararası hukuk çerçevesinde belirlenmesini istedi. Yunanistan'ın planı, sorunu Milletler Cemiyetine taşıyıp; etabli tanımın içeriğini genişletip; Batı Trakya Türklerini göçe zorlayıp, İstanbul'da daha fazla Rum azınlık bırakmaktı. 31 Ekim 1924'te MC konseyi konuyu ele aldı. Uluslararası Daimi Adalet Divanından görüş aldı. Adalet Divanı, Yunanistan tezini destekleyince etabli sorunu  devam etti. 

   Buna paralel diğer bir sorun ise Patrikhane sorunuydu. Türkiye, Lozan Anlaşması sırasında mübadele için bir koz olarak Ortodoks Rum Patrikhanesi'nin tamamen ülke dışına çıkarılmasını istemişti. Süreç içinde Türkiye, patrikhanenin sadece dini statüte kalması şartıyla Türkiye'de kalmasına izin verdi. Fakat 16 Kasım 1924'te Konstantin Araboğlu'nun patrik seçilmesine Türkiye karşı çıktı. Çünkü yeni patrik İstanbul doğumlu değildi ve 1918'den sonra İstanbul'a gelmişti. Yeni patriğin etabli sayılmasını istemeyen Türkiye'ye karşı Yunanistan konuyu Lahey Adalet Divanı'na götürmeye kalkmış; fakat Türkiye ısrarcı tutumunu sürdürmüş, iki gün içinde kendisinin sınır dışı edilmesine karar vermişti. Türkiye'nin ısrarları işe yaramış, yeni patrik Karma Komisyon tarafından mübadil kabul edilmiş ve sorun hukuken çözülmüştü.





Mübadele Sorununun Çözüme Kavuşması

  Mübadele sorununun çözümü amacıyla taraflar 1926'da Atina Anlaşması'nı imzaladılar. Fakat sorunlar çözüme kavuşmadı ya da sürüncemede kaldı. Türkiye ile Yunanistan arasındaki mübadeleyle ilgili çözümlenemeyen konular, tarafların 10 Haziran 1930'da imzaladığı Ankara Antlaşması ile hükme bağlandı. Anlaşma Başbakan İsmet Bey ile Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos arasında imzalandı. Böylece Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk dönemi başladı. Ankara Antlaşmasından sonra Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan “Muhtelit (Karma) Komisyon’un Kaldırılmasına Dair Antlaşma ile de mübadele işlemleri 19 Ekim 1934'te resmen sona erdi.

   Türkiye Kurtuluş Savaşı'na destek olan Ortodoks Rum vatandaşlar, Türkiye tarafından mübadele dışında tutuldu. 
    

DİKKAT→“Zorunlu göçü hukuken meşru bir politika aracı haline getiren Türk- Rum Nüfus Mübadelesi, diğer devletlerin de uygulayacağı bir örnek teşkil etti. Öyle ki 1944'te Polonya ve Sovyetler Birliği, 1946'da da Çekoslovakya ve Macaristan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadeleleri, Türk-Yunan mübadelesini örnek almıştı.”

*Anlaşma maddelerinde dikkat çekici husus, Türk sözcüğü yerine Müslüman sözcüğünün ve Ortodoks Rum dini sözcüklerinin kullanılmasıdır. Mübadele nüfusunun belirlenmesinde temel kriter ''din'' kabul edilmiştir. 

**Diğer kriter ise mübadelenin ''zorunlu'' olmasıdır. Dünyada ilk kez zorunlu bir göç uluslararası hukuk tarafından meşru hale getirilmiştir.

Dikkat: Mübadele ile ilgili rakamlar konu hakkında araştırma yapmış tarihçilerin verileridir. Bu istatistiki veriler çeşitli değişiklikler gösterebilir. 

 Emvâl-i Metrûke Nedir?↦Ayrıca BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/06/emvali-metruke-nedir.html


Etabli Sorunu Nedir AYRINTILI ANLATIM için →Ayrıca BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/06/etabli-sorunu-nedir-ayrintili.html


Etabli Sorunu ÖZET Anlatım İçin BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/06/etabli-sorunu-nedir-ozet.html


Mübadelenin Neden ve Sonuçları için BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/06/turk-rum-nufus-mubadelesinin-nedenleri.html

Derleyen: Ali ÇİMEN


KAYNAKÇA:

Ferit DEVELLİOĞLUOsmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, Aydın Kitabevi yayınları, Ankara, 2005, s. 699.

Fahrettin TEPEALTI, ''Lozan Nüfus Mübadelesi Göçleri ve Türk Mübadillerin İskânı'', Coğrafya Dergisi, Cilt: 0, Sayı:39, 2019, 89-98.

Yukarıdaki makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.


Kemal ARI, ''1923 Türk– Rum Mübadele Anlaşması Sonrasında İzmir’de Emval-i Metrûke ve Mübâdil Göçmenler '',Atatürk Araştırmaları Merkezi Dergisi, Cilt: VI, Sayı:18, Temmuz 1990, s.627-657.

Yukarıdaki makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.

 Lozan Mubadilleri İnternet sayfası→BKN

  http://www.lozanmubadilleri.org.tr/arastirma/buyuk-mubadele-doc-dr-kemal-ari/

Yücel BOZDAĞLIOĞLU, ''TÜRK-YUNAN NÜFUS MÜBADELESİ VE SONUÇLARI'', Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt:180, Sayı:180, s.9-32.
Yukarıdaki makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/200497

Özhan ÖZTÜRK,''1923 Türkiye- Yunanistan Nüfus Mübadelesinde Karadenizli Rumların Durumu, 30 Ağustos 2017, ozhanozturk.com.

Yukarıdaki kaynağa ve bu kaynağın mübadele fotoğraflarına ulaşmak için BKZ
http://ozhanozturk.com/2017/08/30/1923-turkiye-yunanistan-nufus-mubadelesinde-karadenizli-rumlarin-durumu/

Kübra BALAMAN, Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi,26 Nisan 2018.
Yukarıdaki yazıya genel ağdan ulaşmak içi BKZ.
https://prezi.com/p/qjsghrruzkgz/turk-yunan-nufus-mubadelesi/

İbrahim ÇULHA, ''TÜRK RUM MÜBADELESİNDE “ETABLİ“ SORUNU, İSTANBUL’UN SINIRLARI KONUSUNDAKİ ANLAŞMAZLIK VE TÜRKİYE’NİN İZLEDİĞİ POLİTİKA'', Tarih ve Günce Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, 2019, s. 155-202.

Yukarıdaki makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/656414

Sponsor

1 yorum:

  1. “Sığınmalarla ilgili olarak, asıl sorulacak soru, hangi ülkenin nüfusu daha çoktu ya da hangi ülkeye daha çok sığınmacı gitti değildir; o ülke gelen muhacirlerin derdine derman sağlayabilir miydi sorusudur. İşte bu soru sorulduğunda pek bellidir ki Türkiye gelen muhacirlere yardım sunmayı Yunanistan’a göre daha az hazırlıklı idi. Türk muhacirler savaşın yakıp yıktığı bir ülkeye gelmişlerdir. Türkler için çok az barınak vardı. Devletin sanayi üretimi gücünün çoğu savaşlarda yitirilmişti. İş imkânları yoktu. Halbuki Yunan Devleti hiç değilse böyle bir yıkıma uğramamış, sanayi üretim işletmeleri yerli yerinde idi. Öyle iken uluslararası yardımı yalnızca Yunanlılar aldı. Amerikan Kızılhaç’ı ve Yakın doğu Yardım Vakfı gibi Amerikan yardım kuruluşları Yunan sığınmacılarına barınak ve yiyecek sağlanması için milyonlarca dolar katkıda bulundular. Bank Of England, Yunanistan’a sığınanlar için 2 milyon sterlinlik ödeme yaptı. 1924’ten 1938’e kadar geçen dönemde, iki kez büyük miktarlarda borç verilerek Yunanistan’a yapılan para yardımı 20 milyon sterlini buldu. Türkler ise, borç da olsa paraya en çok ihtiyaç duyarken, hiç kimseden bir şey alamadılar.''

    Justin Mc. Carthy

    YanıtlayınSil