14 Kasım 2020 Cumartesi

Pakistan'ın Kurucusu Kimdir? Kısaca Bilgi

1 Yorum
   Hukukçu, devlet adamı ve halk önderi olan Muhammed Ali Cinnah, Pakistan'ın kurucusu ve ilk devlet başkanıdır. Muhammed Ali Cinnah'ın en önemli özelliklerinden biri ise Mustafa Kemal Atatürk'ü örnek almasıdır. I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ni savunan, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ise Türkiye ile yakından ilgilenen ve Pakistan'ı kurduktan sonra da iki ülke arasındaki ilişkileri artırmaya çalışan Muhammed Ali Cinnah, "Pakistan'ın Atatürk'ü" olarak anılmıştır.

"Pakistan'ın Atatürk'ü" Muhammed Ali Cinnah


   Cinnah, 25 Aralık 1876'da Karaçi'de doğdu. Hukuk eğitimini Londra'da tamamladı. 1896'da Hindistan'a dönerek Bombay'da avukatlığa başladı. Bir süre yargıçlık yaptıktan sonra siyasetle aktif olarak ilgilenmeye başladı. 1916'da All İndia Muslim League'nin başkanı oldu. Hindistan'daki bağımsızlık mücadelesinin ve Hint-Müslüman birliğinin önemli bir ismi oldu. O dönemde Hintli Hinduların lideri Gandhi (Gandi), Hintli Müslümanların Lideri ise Cinnah'dı. Gandhi ile siyasi anlaşmazlıklar yaşadı. Bu yüzden üye olduğu politik yapılardan ayrılmaya başladı. Bu süreçte Hindular ile Müslümanlar arasındaki ayrışmalar hızlanacak ve çatışmalar başlayacaktı.  Ayrıca Cinnah, hilafet yapısına da karşı çıktı. 

   Bir süre sonra tekrar aktif siyasete dönen Muhammed Ali Cinnah, ünlü düşünür ve şair Muhammed İkbal ile tanıştı. 1934'te All İndia Muslim League'nin başkanlığına seçildi. Hintli Müslümanların haklarını savunan bu yapıyı daha aktif bir yapıya dönüştürdü. 1930'lu yıllarda Müslümanların ayrı bir devlet kurma fikri de hızlıca yayılmaya başlamıştı. Cinnah uzun süre Hindu- Müslüman birliğini savunmuştu. Fakat süreç içinde o da bağımsız Müslüman devleti kurma fikrine doğru ilerledi. 

   Cinnah, II. Dünya Savaşı döneminde bağımsız ülke kurma çalışmalarını hızlandırdı. 22-23 Mart 1940'da, Lahor'da, Cinnah başkanlığında yapılan toplantı ile bağımsızlık kararı alındı. Bu karara "Lahor Tasarısı" ya da "Pakistan Kararı" denir.  İngiltere'nin Hindistan bölgesine 1947'de bağımsızlık onayı vermesi ile 14 Ağustos 1947'de Hindistan ve Pakistan devletleri kuruldu. Muhammed Ali Cinnah böylece Pakistan'ın ilk genel valisi sıfatını elde etti.  11 Eylül 1948'de vefat eden Cinnah,  "Büyük Önder" ve "Milletin Babası" olarak anıldı. 

Derleyen: Ali ÇİMEN

KAYNAKÇA:

→ Dr. N. Ahmet ASRAR, "İki Halk Kahramanı M. Kemal Atatürk ve M. Ali Cinnah", I. Uluslararası Atatürk ve Türk Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri→ Genel ağdan ulaşmak için BKZ. ↴
https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-78705/iki-halk-kahramani-m-kemal-ataturk-ve-m-ali-cinnah---dr-.html

→TDV İslam Ansiklopedisi, CİNNAH, Muhammed Ali, Cilt:8, İstanbul, 1993, s. 15-16.




Devamını oku

Ahıska Türkleri Kimdir?

Yorum Yap

     Ahıska, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Gürcistan topraklarının içinde Ardahan’ın Posof ve Çıldır ilçelerine komşu olan bir Gürcistan vilayetidir. Gürcistan’daki Mesheti bölgesindeki Türk nüfustur.


   Ahıska Türkleri, İskit Türklerinin Kıpçak boyundan gelmektedir. Kür, Çoruh, Aras nehirlerinin geçtiği yerlerde yaşayan Türkler ile aynı soydandır. Hatta Ardahan’ın Posof ilçesi halkının yüzde sekseni 1600’lü yıllarda Ahıska’dan gelmiştir.

   Osmanlı devrinde Lala Mustafa Paşa, 8 Ağustos 1578’de İranlıların idaresindeki Ahıska’yı Osmanlı topraklarına kattı. Yaklaşık 250 yıl Osmanlı idaresinde kalan Ahıska, 1828’de Rus işgaline uğradı. 12 Ekim 1829’daki Edirne Anlaşması ile Posof ve Çıldır’dan ayrı olarak Rusya’ya bağlandı. 1917’den 1921’e kadarki süreçte İngiltere, Gürcistan ve TBMM arasında el değiştirdi. 16 Mart 1921 Moskova Anlaşması ile Rusya’da kaldı.




   Bu tarihten sonra Rusya’ya bağlı yaşayan Ahıska bölgesi Türkleri, kültürel bir asimilasyon devresi geçirmeye başladı. Ahıskalılar önce Arap, sonra Latin ve Kiril alfabesi ile eğitim görmeye başladılar. Soyadları Gürcüceye çevrildi. 1938 Sovyet anayasasında Azerbaycan milleti olarak belirtildi. Dilleri ise Azerice olarak kayıtlara geçti. 1940’dan sonra ise resmi dilleri bu sefer Gürcüceye çevrildi.

   Kimi halk liderleri ve aydınlar Sibirya’ya sürüldü. Yaşlı, çocuk kim varsa evlerinden alınarak demiryolu yapımı amacıyla Borcum’a götürüldü. Borcum-Vale arasındaki 70 kmlik demiryolu Ahıskalı Türklerin bedenen çalışmasıyla 4 yılda bitirildi. Bu esnada yüzlerce insan kötü şartlardan ötürü yaşamını yitirdi. Ahıska Türklerini sürgüne götürecek demiryolunu bile kendileri zoraki yapmıştı.

   14 Kasım 1944 yılında büyük sürgün başladı. Ahıska Türkleri Gürcistan’ın doğu ilçelerine sürülmeye başlandı. 1944 Temmuz ayından itibaren ise bu sefer sürgün alanı olarak Orta Asya ülkeleri seçildi. 13-14 Kasım 1944 yılında geceleyin, onbinlerce Rus askeri Ahıska köylerine geldi. Her eve üçerli beşerli giren askerler evde bulunanları birkaç saat içinde çıkararak köy meydanında toplamaya başladılar. Arabalara doldurulan halk, tren istasyonlarına götürüldü. Gelen yük trenleri büyük sürgünün habercisiydi. Çok kötü şartlar altında yaklaşık bir buçuk aylık yolculuktan sonra 100-120 bin civarındaki Ahıska Türkü, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi.


Kaynak: Ben de Ahıskalıyım, Şemsettin Musaoğlu, İzmir, 2007

 Derleyen: Ali ÇİMEN
Devamını oku

7 Kasım 2020 Cumartesi

Stalingrad Muharebesi Nedir? kısaca bilgi

Yorum Yap
    II. Dünya Savaşı döneminde, 23 Ağustos 1942- 2Şubat 1943 arasında, Doğu Cephesi'nde Nazi Almanyası önderliğinde Mihver Ordularının Stalingrad kentini kuşatması ile başlayan dünya savaş tarihinin en kanlı muharebelerinden biri olan kuşatmaya Stalingrad Savaşı denir. Savaş, Rus Kızılordu ile Nazi Almanyası liderliğindeki Mihver Ordular arasında olmuştur. 

   Ağır kış şartlarında Hitlerin inatçı tavrı ve Rusların oyalama taktikleri ile Mihver orduları büyük bir hezimete uğradı. Savaş sonunda her iki taraftan 2 milyona yakın kayıp verildi. VI. Alman ordusu imha edildi. Almanların ilerlemesi durdu; Berlin'e kadar sürecek olan geri çekilişleri başladı. II. Dünya Savaşı'nın kaderi değişti.

Derleyen Ali ÇİMEN

BKZ. Stalingrad Neresidir?↴

http://www.sessiztarih.net/2020/06/stalingrad-neresidir.html

Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi için BKZ. Stalingrad Muharebesi↴

http://www.sessiztarih.net/2020/06/stalingrad-muharebesi-nedir.html

Devamını oku

6 Kasım 2020 Cuma

U-2 Krizi Kısaca Bilgi

Yorum Yap
   1 Mayıs 1960'ta Amerikan U-2 tipi casus uçağının Sovyet hava sahası içinde bulunan balistik füze test merkezi Sverdlovsk semalarında bilgi toplamak amacı ile uçuş yaptığı sırada Sovyetler tarafından düşürülmesi ile başlayan krize U-2 Krizi denir. Kriz, Soğuk Savaş döneminin ciddi bunalımlarından biridir. Sovyetler Birliği olayı  dünya kamuoyuna açıkladıktan sonra ABD'yi ve Türkiye'nin de dahil olduğu Batı Bloğunu dünya savaşı ile tehdit etmiştir.



    SSCB, olayı krize; krizi fırsata çevirebilmek amacıyla ince siyasi taktikler kullanarak ABD'nin olayı yalanlamasını beklemiştir. Sonrasında uçağın pilotu Gary Powers'ı stratejik yerlerin fotoğrafları, Rus parası ve zehirli bir iğne ile sağ ele geçirdiğini açıklamış ve ABD'yi dünya kamuoyu önünde itibarsız hale getirmeye çalışmıştır. ABD ise gerçeği kabul etmek zorunda kalmış; SSCB'nin nükleer çalışmalarındaki tehditlere karşı güvenlik amacıyla böyle bir girişimde bulunduğunu kabul etmiştir. ABD olayla ilgili asla özür dilememiş ve BM tarafından bir kınamaya maruz kalmamıştır. SSCB Paris Zirvesi'ni terk etmiş, süreç içinde Soğuk Savaşı Küba'daki füze krizi ile sürdürmüştür.

Derleyen: Ali ÇİMEN

✋Ayrıntılı bilgi ve kaynakça için BKZ.→U-2 Krizi Nedir?

Devamını oku

U-2 Krizi Nedir?

Yorum Yap
      Amerikan U-2 casus uçağının stratejik bölgeler hakkında bilgi edinmek amacıyla Sovyet hava sahasında gizlice uçarken fark edilmesi ve Sovyetler Birliği tarafından düşürülmesi ile başlayan diplomatik krize U-2 Krizi denir. Kriz, Soğuk Savaş Döneminin dünya siyasetinde yüksek tansiyon yarattığı olaylardan biridir. Olay nedeni ile iki zıt kutup savaşın eşiğine gelmiş; SSCB, Türkiye de dahil olmak üzere tüm batılı devletleri bir dünya savaşı ile tehdit etmiştir. 

→ U-2 Krizi ile ilgili Kısa Bilgi İçin BKZ.↴

  1950lilerde üretilmeye başlanan, 2000'li yıllarda da kullanılmaya ve geliştirilmeye devam edilen  U-2 uçakları, 25 bin metre seyir irtifası ile dünyada en yükseğe çıkabilen uçaklardı. Uzaya çok yakın uçarlardı. Bu yüzden uçağın pilotları, uçuş öncesi 1 saat saf oksijen solurlar; özel astronot kıyafetleri giyerlerdi. Bu uçakların yüksek irtifada vurulmaları ya da radarla fark edilmeleri neredeyse imkansızdı.

    1 Mayıs 1960'da, Adana- İncirlik NATO üssünden kalkan Amerikan Lockheed U-2 uçağı, Pakistan'a hareket ettikten üç gün sonra Peşaver'den Sovyet hava sahasına girdi. Casus uçak, balistik füze test merkezleri Sverdlovsk ve Plesetsk kentleri civarında uçmaya başladı. Uçak, arızalanınca alçalmaya başladı. Radarlara yakalanınca, Sovyetler Birliği SA-2 yüksek irtifa füzelerinden iki tanesi ile  U-2'yi kanatlarından vurdu. Uçak düşürüldü. Pilot ise fırlatma koltuğu ile uçağı terk etti.



   
U-2 Krizine Dair Açıklamalar

   Dönemin SSCB Devlet Başkanı Kruşçev, 5 Mayıs'ta parlamentoda yaptığı konuşma ile krize patlak verecek olan olayı dünya kamuoyuna açıkladı. 7 Mayıs'ta yaptığı geniş açıklamasında; Lockheed firmasına ait bir U-2 casus savaş uçağının 27 Nisan 1960'ta İncirlik üssünden  Pakistan'a doğru hareket ettiğini, üç gün sonra ise Peşaver'den havalanarak Sovyet topraklarına girdiğini oradan Norveç yönüne gitmek istediğini; fakat uçağın 2 bin km'den fazla Sovyet topraklarında uçtuğunu, arızalanması ile 18 bin metreye kadar alçaldığında radarlara yakalandığını ve düşürüldüğünü belirtti. Uçağın istihbarat amaçlı görev yaptığını iddia etti. Bu düşüncesindeki en önemli kanıtın ise sağ ele geçirilen pilot Francis Gary Powers olduğunu dile getirdi. Çünkü pilotun üzerinde Rusya'daki havaalanlarına, askeri üslere ait fotoğraflar, altın yüzükler ve altın saatler ile Rus ve diğer Avrupa ülkelerine ait paralar bulunmuştu. Ayrıca zor durumda kalınca intihar etmek için üzerinde taşıdığı zehirli iğne de ele geçirilmiş; fakat CIA ajanı pilot bu intiharı gerçekleştirememişti.

    SSCB'nin dünya kamuoyuna sunduğu kanıtlar ve Amerikan karşıtı karalamaları, ABD'yi zor durumda bıraktı. ABD ise  ilk başta uydurma diye nitelendirdiği iddiaları kabul etmek zorunda kaldı. Aslında Amerikalılar gerçeği apaçık ortaya koydular. Uçağın meteoroloji uçağı olmadığını, SSCB hakkında bilgi toplamak ile görevli bir istihbarat uçağı olduğunu açıkladılar. Amaçlarının; yayılmacı ve tehditkâr Sovyet politikalarına karşı hem ülkelerini hem de NATO üyesi Avrupa ülkelerini korumak olduğunu söylediler. Dönemin ABD Başkanı Eisenhower; casusluğun zaruret olduğunu belirtti. ABD, uçak ile ilgili yayınlanan fotoğrafların gerçek olmadığını, uçağın motor arızası nedeni ile düştüğünü belirtti. Olayı meşrulaştırmaya çalıştı.


 


                                           
                                            U-2 Krizi Üzerinden Soğuk Savaş

     Sovyetlerin olayı yavaş yavaş açıklama taktiği tutmuştu. ABD, hemen olayı yalanlayan açıklamalar yaptı. Ruslar da bu yalanlama üzerine harekete geçti. Pilotun esir alındığını ve diğer ayrıntıları dünyaya duyurdu. Böylece Sovyet taktiği, ABD'lileri sürekli geri adım atmaya itti. Sovyet siyaseti krizde haklı ve galip pozisyona gelmişti. Üstelik Kruşçev'in;

"Bunlar son derece tehlikeli hareketlerdir. Barışı yakından tehdit ediyorlar. Bu gibi uçakları ve bunların havalandıkları üsleri bir dahaki sefere imha edeceğiz. Onlar bu hareketleriyle bu defa bizi yoklamaya kalktılar. Biz ise burunlarını kırmakla yetindik. Böyle faaliyetler devam ettiği takdirde dünya savaşının patlaması içten bile değildir."

meydan okuması karşısında da ABD geri adım atmayı ve gerilimi azaltmayı sürdürdü. NATO üyesi Türkiye de bu krizde Sovyetler ile ilişkilerini gerginleştirmemeye özen gösterdi. Yaptığı açıklamalarda bu tarz uçuşlara kendi hava sınırından komşu sınırlara doğru asla izin vermediğini belirtti. Fakat SSCB tehditleri Kruşçev tarafından Türkiye de dahil ABD yanlısı ülkelere açık ağız ile devam etti. 

   ABD daha fazla gerginlik istemediğinden casus uçuşları sonlandırdığını, 16 Mayıs 1960 tarihli Paris Zirvesi'nin hemen öncesinde belirtti. Kozların elinde olduğunu bilen Kruşçev, Paris Zirvesi'nde ABD'nin olaydan ötürü özür dilemesi gerektiğini, olaya adı karışanları cezalandırması ve bu tarz işleri bırakması gerektiğini  söyledi. Ultimatom gibi olan bu konuşma, yeni bir Berlin Krizi'ne daha neden olabilirdi. ABD ise sadece bu tarz uçuşların olmayacağını belirtti. Diğer istekleri reddetti.  Kruşçev'in  Fransız arabuluculuğunda olan zirve toplantısına katılmaması ve tehditlere devam ederek Paris Zirvesi'ni başarısızlığa uğratması krizi uzattı. SSCB, ABD'yi müttefiklerinin nazarında itibarsızlaştırmaya devam etti. ABD ise özür dilemedi ve BM'den kınama kararı çıkartmadı. 

  ABD ve SSCB Soğuk Savaş stratejisini dünya kamuoyunda U-2 üzerinden ustaca sergiledi. Her iki kutup da Soğuk Savaş Dönemi boyunca açık arayıp oradan vurmaya çalışan siyasetlerine devam etti. Nükleer çalışmalarda öne çıkan SSCB'ye karşı yapılan casusluk faaliyetleri dünyayı bir savaşın eşiğine getirebilirdi. Bununla birlikte tehditkâr Sovyetlerin Küba'ya yanaşıp savunma amaçlı füze yerleştirmesi de başka başka tansiyonların gelişmesine neden oldu. Soğuk Savaş döneminde her iki '"Süper Güç" birbirine karşı diklenseler de yeni bir dünya harbini hiçbir zaman göze alamadılar.

Derleyen: Ali ÇİMEN


KAYNAKÇA:

→Nurettin GÜLMEZ- Bülent TAHANCI, "Soğuk Savaş Dönemi Çekişmelerinden Bir Örnek: U-2 Uçak Krizi", Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, C. 14/S.28, s. 225-252.

Uğur CEBECİ, "İşte U-2'nin Hikayesi", Hürriyet Gazetesi, 10 Mart 2002.





Devamını oku

14 Temmuz 2020 Salı

Berlin Duvarı (1961-1989)

Yorum Yap
    13 Ağustos 1961'de, Doğu Alman Meclisi kararı ile Doğu Berlin'den Batı Berlin'e kaçışları önlemek amacı ile örülen yaklaşık 45 kilometre uzunluğundaki utanç duvarına Berlin Duvarı denir. Dönemin ABD Başkanı Kennedy, "Bir duvar, bir savaştan daha iyidir" demiştir. Duvar 28 yıl boyunca soğuk savaşın fiziksel bir tablosu olarak yaşamıştır.


   ABD, SSCB işgalinin ortasında kalan ve kendi işgal alanı olan Batı Berlin'e 1954 yılına kadar 600 milyon dolar civarında para harcadı. Böylece bölgeyi sosyalist yönetimin ortasında "parlayan kapitalist yıldız" yapmayı başardı. Çekim alanı haline gelen Batı Berlin'e doğudan alınan önlemlere rağmen 1949 ile 1961 yılları arasında 2,5 milyonu geçkin kitlesel göç yaşandı. 

   Doğu Alman meclisi kararı ile 13 Ağustos 1961 sabahı, Demokratik Alman Cumuhuriyeti (Doğu Almanya); halk ordusu, halk polisi ve işçi birlikleri ile Berlin Duvarı'nı örmeye başladı. Önce dikenli tellerle çevrilme işlemi yapıldı. Hemen peşine yaklaşık 45 kilometrelik duvar örüldü. Geçiş yasaklandı. Geçiş kapılarının sayısı 7'ye indirildi. 1948'deki gibi bir abluka yaşanmasından korkan Batı Berlinliler panikle yiyecek stoku yapmaya başladı. Soğuk Savaş, Berlin halkının arasına utanç duvarını soğuk beton ve demir ile örmüş oldu.

   Duvarda bir müddet sonra güçlendirme çalışmaları yapıldı. Beton yığınının tepesi 3.5 metre boyunda 1 metre genişliğinde güçlendirildi. İnsanlar tırmanmasın diye üstüne de kocaman bir boru yerleştirildi. Berlin Duvarı, batıdan doğuya geçmek isteyen insanları yıldıramadı.


  Karşıya geçmek için otomobillerin bagaj ya da kaputlarında saklananlar, sıcak hava balonlarına binenler, tünel kazanlar, tel halatlara salınarak geçmeye çalışanlar, dalgıç aletiyle dalarak Baltık Denizi üzerinden Danimarka'ya yüzenler, duvara yakın pencerelerden zıplayanlar, lağımlarda emekleye emekleye gitmeye çalışanlar, duvarın güçlendirilmemiş bölümlerinde arabayla yüksek hız yapıp geçmek isteyenler... 


   Bunlara karşı duran "Ölüm Şeritleri"; kaçakları vurmak üzere bekleyen askerler, saldırgan köpekler, makinalı tüfekler, projektör ışıkları... 600'den fazlası sınır muhafızı olan 5 binden fazla kişi bin bir zorlukla Doğu Berlin'den Batı Berlin'e geçti. En az 171 kişi ise geçmek isterken öldürüldü. 


   1989 yılına doğru gelindiğinde; Soğuk Savaş rüzgarı azalmış, Doğu Avrupa'da erimeye başlamıştı. 9 Kasım 1989'da Doğu ve Batı Berlinliler "Tor Auf!" (Açın Kapıyı) diyerek şarkılar söyledi; duvara akın etti. "Duvar Ağaçkakanları" ellerinde çekiç ve kazmalarla duvar yığınlarını kırmaya başladı. Vinç ve buldozerler Berlin Duvarı'nı yerle bir etti. Doğu Almanya'da komünizm çöktü. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından yaklaşık bir yıl sonra 3 Ekim 1990'da Doğu ve Batı Almanya birleşti. Duvarın bazı kesimleri ise anıtsal amaçlı olarak yıkılmadı. Çünkü Alman halkı tarihinde yaşadığı acılardan ders çıkaracaktı.

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

→"The Berlin Wall", History.com, 15 Aralık 2009.

Genel ağdan ulaşmak için BKZ.↴
https://www.history.com/topics/cold-war/berlin-wall

→Yıldız AYDIN, "Doğu Alman Yazınında Göç ve Sürgün", Atatürk Üni. Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:57, 2016, s.27-32.

→Dr. Şükrü S. GÜREL, "Berlin Sorunu (1944-1972)", Ankara ÜNİ. SBF Dergisi, Cilt:32, Sayı:1, 1977, s. 207-229.
Devamını oku

Berlin Ablukası-Müttefik Blokun Çöküşü (Özet)

Yorum Yap
  24 Haziran 1948 ile 12 Mayıs 1949 arasında, SSCB'nin başta ABD olmak üzere Batılı Devletlere göz dağı vermek, onları Berlin'den çıkartmak gibi amaçlar ile Berlin'in tüm kara bağlantısını ve ikmal yollarını kesip, bölgeye giriş-çıkışı kontrolü altına aldığı olaya Berlin Ablukası denir. 


  Berlin'in batısı Batılı ülkelerin, doğusu ise SSCB'nin kontrolü altında idi. Fakat Berlin çevresi SSCB'nin işgali altında ve Berlin de bu bölgenin içinde "ada" gibi duruyordu. Müttefikler Berlin'e geçerken SSCB işgal bölgelerinden geçeceklerdi. Sovyetler, 23 -24 Haziran gecesi Berlin'e olan tüm giriş ve çıkışları durdurdu. Kara ve demir yollarını tuttu. Tüm ikmal yollarını kesti. Batı Berlin halkı erzaksız ve zor durumda kaldı. Ablukayı aşmak isteyen ABD, hava koridoru kullandı. Her türlü yiyecek ve yardım malzemesini uçaklarla Batı Berlin'e götürdü. "Kuru Üzüm Bombardıman Uçakları" savaşta büyümüş Berlinli çocuklara gökyüzünden tatlı yiyeceklerin olduğu paketleri küçük paraşütlerle attılar. 


   Abluka, BM'nin araya girmesi ile 1949'da kalktı. Fakat abluka nedeni ile çeşitli sonuçlar gözler önüne serildi. Berlin Ablukası ile Berlin Buhranı doğdu. Berlin Buhranı 1972'ye kadar sürdü. II. Dünya Savaşı galibi Müttefik blok çöktü, parçalandı. İki kutuplu dünya ve Soğuk Savaş Dönemi'ne girildi. Dünya ABD ve SSCB kutuplarına bölündü. Almanya ve Berlin Doğu ve Batı diye ikiye bölündü. Gerginlikler ve tehditler birbirini kovaladı. 1961'de Berlin Duvarı örüldü. Berlin Ablukası Soğuk Savaş'ın başladığının en büyük ispatı oldu.

Konu İle İlgili Ayrıntılı Anlatım ve Kaynakça İçin BKZ.↴
Derleyen: Ali ÇİMEN
Devamını oku

Berlin Ablukası- Müttefik Blokun Çöküşü (Ayrıntılı)

Yorum Yap
   24 Haziran 1948 ile 12 Mayıs 1949 tarihleri arasında, SSCB'nin Müttefik Devletler ile birlikte işgal alanı oluşturduğu Berlin'de başta ABD olmak üzere Batılı Devletlere göz dağı vermek, onları bölgeden çıkartmak gibi amaçlar ile Berlin'in tüm kara bağlantısını ve ikmal yollarını keserek giriş-çıkışını kontrolü altına aldığı olaya Berlin Ablukası denir. Abluka ile Berlin Buhranı doğmuştur. Berlin Buhranı (Bunalımı) süreç içinde aralıklı biçimde 1972'ye kadar sürmüştür.

Konu İle İlgili ÖZET İçin BKZ.↴
   
   II. Dünya Savaşı sonlarına doğru Almanya ve başkenti Berlin, Dörtlü Müttefik İşgal grubu (SSCB-ABD-İngiltere-Fransa) tarafından işgal edildi. Berlin ise işgalciler tarafından Almanya'dan farklı olarak "Büyük Berlin Toprağı" olarak tanımlandı. Dörtlü işgalci grup komutanları Berlin'de 15 günlük devreler halinde yetkilerini kullanacaktı. Fakat siyasi menfaatleri farklılaşan işkembesi geniş devletler anlaşmazlıklara ve bunalımlara açılan bir sürecin içine gireceklerdi.

 Fotoğraf  Kaynak: Orta öğretim 12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi MEB Ders Kitabı, 2018, s.111.
  İngiltere ve Fransa'nın Almanya'daki işgal alanlarını ABD ile birleştirmesi ve SSCB'den bağımsız ve farklı bir siyaset ile hareket etmesi; ABD liderliğindeki Batılı devletler ile SSCB'nin arasını açmaya başladı. Bir taraftan Batılılar bölgeyi kapitalist ekonomi sisteminin içine bağlamayı hedeflerken; öte yanda Sovyetler bölgeyi sosyalist yapı içerisine katmayı amaç edindi. SSCB, Batılı devletlerin işgal alanlarını birleştirmesine karşı çıkmasına rağmen ABD ve yandaşları umursamaz tavırlarını sürdürdü. Bunun üzerine SSCB, Mart 1948'de İşgal Denetim Konseyinden çekildi. Batılılar işgal bölgelerinde yeni para birimini Batı Berlin'de de kullanma kararı alınca müttefik yapının fiilen kopuş süreci hızlandı. 

  Berlin'in batısı Batılı ülkelerin, doğusu ise SSCB'nin kontrolü altında idi. Fakat Berlin'in çevresi SSCB'nin işgali altında idi. Berlin bu bölgenin içinde "ada" gibi duruyordu. Müttefikler Berlin'e geçerken SSCB işgal bölgelerinden geçeceklerdi. Bu yol sorununu SSCB kendi lehine kullanmayı bildi. 23-24 Haziran gecesi Berlin'e olan tüm giriş ve çıkışları durdurdu. Kara ve demir yollarını tuttu. Şehrin elektrik santraline el koydu. Tüm ikmal yollarını kesti. Batı Berlin halkı erzaksız ve zor durumda kaldı. Batı Berlin'de 2 milyon civarında insan aç kalabilirdi. 

"Kuru üzüm Bombardıman Uçakları"
 ABD ve yandaşları bölgeye karadan giremediler. Ablukayı aşmak isteyen ABD, hava koridoru kullandı. Her türlü yiyecek ve yardım malzemesini uçaklarla Batı Berlin'e götürdü. Batılılar, hava lojistiğini en iyi biçimde kullandı. C-47 ve C-54 tipi uçaklar yükünü hızlı bir biçimde boşaltıp tekrar kalkışa geçiyordu. 26 Haziran 1948 ile 30 Eylül 1949 tarihleri arasında, 2.1 milyon tonluk her çeşit ihtiyaç malı 277.728 uçuş ile havadan Batı Berlin'e taşıdılar. Günde 5 bin ton yardım malzemesi Batı Berlin'e havadan ulaştırıldı. 

Teğmen Gail Halvorsen'in çocuklara küçük paraşütlere takılı tatlı yiyecekler atarken
 "Kuru Üzüm Bombardıman Uçakları" adını kullanmaya başlayan ABD'li pilotlar, II. Dünya Savaşı'nı acı ile yaşamış Berlinli çocukları sevindirmek için gökyüzünden tatlı yiyeceklerin olduğu paketleri küçük paraşütlerle attılar. Abluka boyunca 23 ton tatlı-şekerli yiyecekler çocuklara böyle ulaştırıldı.

Yardım Erzakları
   Berlin Ablukası'nın Sonuçları

   Berlin Ablukası olarak tarihte yerini alan olay ile birlikte Soğuk Savaş Dönemi'nin başladığı net bir biçimde ortaya çıkmıştı. Müttefikler parçalanmış; II. Dünya Savaşı'nı kazanan Müttefik Blok çökmüştü. Dünya Almanya ve Berlin örneğinde olduğu gibi Doğu ve Batı diye ya da Kapitalist-Komünist diye ikiye bölünmeye başlamıştı. ABD ve SSCB II. Dünya Savaşı sonrası iki büyük güç olarak siyasi, ideolojik ekonomik, kültürel, sosyal, bölgesel çatışmalarını soyut biçimde uyguladı. Bunun zararını dünya halkları çekmiştir.

   4 Mayıs 1949'da BM yetkilileri aracılığı ile Sovyetler ve Batılılar  Nivyork'da (New York) imzaladıkları anlaşma ile ablukanın kaldırılmasını kararlaştırdılar. 12 Mayıs 1949'da Berlin Ablukası kalktı. Batı Berlin'e ulaşım normal yollardan tekrar başladı. Fakat Berlin Buhranı süreç içerisinde Soğuk Savaş nedeniyle devam etti.

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

→"Berlin Hava Köprüsü 70 Yaşında", deutschland.de, 21 Haziran, 2018.
Yukarıdaki Habere Genel Ağ Üzerinden Ulaşmak İçin BKZ.↴
https://www.deutschland.de/tr/topic/politika/almanya-avrupa/duvar-nereden-geciyordu

→ "Berlin Buhranı: Dünyayı İkiye Bölen Kriz" adlı makale  için BKZ.↴
http://historatrip.com/genel/berlin-buhrani/

→Dr. Şükrü S. GÜREL, "Berlin Sorunu (1944-1972)", Ankara ÜNİ. SBF Dergisi, Cilt:32, Sayı:1, 1977, s. 207-229.
Devamını oku

Berlin Buhranı 1948-1972 (Özet)

Yorum Yap
     Özellikle 1948'de SSCB'nin Berlin Ablukası ile Berlin'e diğer müttefik ülkeleri almaması ile başlayan, Soğuk Savaş Dönemi boyunca SSCB- ABD arasındaki Berlin ile ilgili siyasi anlaşmazlıklar ve gerilimler sürecine Berlin Buhranı (Bunalımı) denir. Özellikle 1948'den 1972 Doğu ve Batı Almanya'nın anlaşmasına kadar süren süreçtir. Batılı Devletlerin (ABD-İngiltere-Fransa) Almanya'daki işgal alanlarını birleştirmesi (Trizonia) ve SSCB'den bağımsız kararlar alması ile başlayan buhranın adıdır. 

   SSCB ise 24 Haziran 1948 ile 12 Mayıs 1949 tarihleri arasında Batılı ülkeleri Berlin'den atmak amacı ile Berlin'e giriş ve çıkışları yasakladı. Bu olaya ise Berlin Ablukası denir. ABD ablukayı havadan yardı. Batı Berlin'e havadan her türlü yardım malzemesi götürdü. Bu abluka ile müttefik devletlerin birlikteliği çöktü. Bu olay Soğuk Savaş Dönemi'ne girildiğinin net bir kanıtı oldu. 1949'da Almanya Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldı. Doğu Almanya'da SSCB yanlısı Demokratik Almanya, Batı Almanya'da ise ABD- İngiltere- Fransa yanlısı Federal Almanya kuruldu. Almanya toprakları ve dörtlü işgalin merkezi Berlin Soğuk Savaş Alanı haline geldi. 


   Dönem boyunca ABD Batı Berlin'e büyük maddi yatırımlar yaptı. SSCB işgal alanının tam ortasında, Berlin'in batısında tabiri caiz ise "parlayan kapitalist yıldız" yarattı. ABD, Federal Almanya'ya nükleer silah sistemi getireceğini duyurdu. SSCB, Batı Berlin'in silahsızlandırılmasını istedi. Yoksa tüm Berlin'i  Doğu Almanya'ya katacağını duyurarak ultimatom verdi. İlişkiler iyiden iyiye gerildi. Böylece 1956'da Berlin Buhranı büyüdü. 1961'de en gergin dönemini yaşadı. SSCB 1961'de ünlü Berlin Duvarı'nı örülmesi kararını aldı. Nihayetinde Yumuşama döneminde SSCB ve ABD olumlu görüşmeler yaptı. 1972'de Doğu ve Batı Almanya arasında yapılan anlaşmalar ile Berlin Bunalımı sona erdi. 1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılması ise Soğuk Savaş Dönemi'nin sonuna gelindiğinin habercisi oldu.

Konu ile İlgili AYRINTILI Bilgi ve KAYNAKÇA İçin BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2020/07/berlin-buhrani-nedir-berlin-ablukasi-ve.html
Derleyen: Ali ÇİMEN
Devamını oku

Berlin Buhranı 1948-1972 (Ayrıntılı)

Yorum Yap
  Komünist SSCB ve başta ABD olmak üzere kapitalist Batılı ülkelerin Berlin konusunda yaşadıkları anlaşmazlıklar sonucu ortaya çıkan bunalıma Berlin Buhranı (Bunalımı) denir. SSCB, 1948'den 1949'a kadar Berlin'e karadan giriş ve çıkışları durdurarak Müttefiklerin Berlin'e girmesine izin vermemiştir. Bu olaya ise Berlin Ablukası denir. Berlin Ablukası; ABD ve SSCB Soğuk Savaşı'nın açığa çıktığının, müttefik blokunun parçalandığının ve dünyanın aynen Berlin'de olduğu gibi DOĞU-BATI diye ikiye bölündüğünün en bariz kanıtıdır.
 Fotoğraf  Kaynak: Orta öğretim 12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi MEB Ders Kitabı, 2018, s.111.

Berlin Ablukası Öncesi Gelişmeler

   Nisan- Mayıs 1945'te SSCB Kızıl Ordusu Berlin Harekatı ile Berlin'i ele geçirdi. Berlin Muharebesi ile Nazi Almanyası kayıtsız şartsız teslim oldu. Dört büyük müttefik, SSCB, ABD, İngiltere ile Fransa Almanya'da dörtlü işgali gerçekleştirdiler. Berlin ABD-İngiltere-Fransa grubu işgal bölgesinin 110 kilometre dışında idi. Buna rağmen anlaşma gereği Berlin de aynı biçimde dörtlü işgal altına girdi. 5 ve 26 Haziran 1945 dörtlü işgalci müttefik grubun yayınladıkları bildiriye göre; Almanya'nın başkenti Berlin "Müttefik Kommandatura" (Müttefik İşgal Denetim Konseyi) İdaresine girecek, Berlin, "Büyük Berlin Toprağı" olarak tanımlanacaktı. Büyük Berlin Toprağında dörtlü işgalci grup yetkilerini 15 günlük devreler halinde sırayla dörtlü işgal komutanlarının değişimi ile kullanacaktı. 4 Temmuz 1945'te ilk Amerikan ve İngiliz işgal kuvvetleri Berlin'e girdi. Böylece Berlin'in ortak işgali başladı. 

   ABD, Almanya'da öncelikle ekonomik bir bütünleşmeden yana idi. İşgal bölgelerinde ekonomik kalkınmaya ve demokratik açılıma önem verdiler. Sovyetler ise siyasi birleşmeyi ön plana koydu. Kendi işgal bölgelerinde kendi rejimini amaçladı. Sosyalist Parti kurdurdu. Süreç içinde 1946'da şehir meclisi seçimi yapıldı. Sosyalist Parti % 19 civarında bir oy oranı aldı. Siyasal birleşim şu şartlarda sıkıntı idi. 2 Aralık 1946'da ise İngiltere ve ABD işgal bölgelerini birleştirme kararı aldı. Buna da Bizonia adını verdiler. 1948'de Fransa da bu gruba katılınca Bizonia, Trizonia yapısına dönüştü.  Bunun yanı sıra Mart 1947 Truman Doktrini ve Haziran 1947'de Marshall Planı devreye girince Batılı devletlerin (ABD-İngiltere-Fransa) ayrı bir Batı Almanya kurulmasını istedikleri açığa çıkmıştı.



Berlin Ablukası

 1948'de ipleri tamamen koparacak gelişmeler yaşandı. Sovyet İşgal Komutanı Sokolovski, Postdam Konferansı hükümlerine aykırı olduğu gerekçesi ile Trizonia yapısına karşı çıktı. Batılı ülkeler bu karşı çıkmayla ilgilenmedi. Hatta SSCB'ye sormadan kendi aralarında karar almaya devam ettiler. Bunun üzerine 20 Mart'ta Sokovski İşgal Denetim konseyinden çekildi. Böylece dörtlü işgal yönetimi devreden çıktı. Batılı devletler kendi işgal bölgesini, Berlin'in batısını, Sovyetler ise doğusunu denetlemeye başladılar. Ortak hareket etme durumu fiilen ortadan kalktı. ABD, 1948 Haziranında Batı Almanya bölgesinde özgür ve demokratik bir Almanya kurulacağını açıkladı. Hatta Batılı ülkeler, bölgede yeni bir para birimini devreye soktular.  Sovyetler bu para biriminin kendi işgal bölgelerine ve Büyük Berlin'e girmesini yasakladı. Batılılar ise inat edercesine 23 Haziran'da para reformunu Berlin'e kadar genişletme kararı aldılar. Aynı gün Sovyetler de yeni bir para birimi oluşturdu. Böylece Berlin iki ayrı para biriminin iki ayrı bölgede dolaştığı ikiye bölünmüş bir kent haline geldi.

    İşgal altındaki Almanya'nın başkenti Berlin, Sovyet işgal alanı içerisinde tabiri caiz ise bir "ada" konumundaydı. Batı Berlin bölümünü denetim altında tutan Batılılar Sovyet bölgesinden geçmek durumundaydılar. Çünkü çevresi Sovyet işgali ile çevriliydi. 23-24 Haziran 1948'den başlayarak SSCB, Berlin bölgesinden Batılı devletleri atmak için Batı Berlin ile Batı Almanya arasındaki ulaşımı engellemeye başladı. Böylece "1948 Berlin Ablukası" başladı. Abluka 12 Mayıs 1949'a kadar sürecekti. Sovyetler, Berlin'e olan tüm kara ve demir yolu ulaşımını kesti. Berlin elektrik santraline el koydular.  Şehrin ikmal yolları kesilmiş oldu. Batı Berlin halkı zor durumda, erzaksız kaldı. Bunun üzerine Batılı Devletler havadan ulaşım sağlamaya ve yardım götürmeye çalıştı. 

  26 Haziran 1948 ile 30 Eylül 1949 tarihleri arasında Batılı ülkeler 2.1 milyon tonluk her çeşit ihtiyaç malı 277.728 uçuş ile havadan Batı Berlin'e taşıdı. Batı Berlin fiilen ikiye bölünmüş halde kendi şehir meclisini yaptı, belediye başkanını seçti. Yaklaşık bir yıllık abluka ise 12 Mayıs 1949'da BM aracılığıyla bir anlaşma ile kaldırıldı. Abluka bitmişti. Fakat Berlin Buhranı devam edecekti.

 Fotoğraf  Kaynak: Orta öğretim 12. Sınıf Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi MEB Ders Kitabı, 2018, s.111.

Berlin Ablukası Sonrası Yaşanan Süreç ve Yeni Bunalımlar

  23 Mayıs 1949'da Almanya'nın bölünmesi resmi hale geldi. Batılılar (ABD) güdümünde Federal (Batı) Almanya kuruldu. 7 Ekim 1949'da ise SSCB güdümünde Demokratik (Doğu) Almanya kuruldu. Hem ABD hem de SSCB, Berlin de ise dörtlü işgal statüsünün devamından yana oldular. Sıkıntılar, Soğuk Savaş Dönemi boyunca devam etti. SSCB kendi işgal bölgesi sınırlarını 1952'de tamamen dışarıya kapattı. Süreç içinde SSCB Doğu Almanya'nın da bağımsız bir devlet olarak tanınması için Batılı devletlere baskı yaptı. Batılı Devletler bu konuda kendilerini naza çektiler. Batı Almanya'ya çekirdekli (Nükleer) silah verme kararı aldılar.  SSCB Batı Berlin'in silahsızlandırılması ve BM kontrolüne girmesini istedi. Yoksa Berlin'i Doğu Almanya'ya tamamen bırakacağını bildirdi. SSCB, Berlin konusunda ültimatom verince, 1956 Berlin Bunalımı doğdu.  

  Batı Berlin ABD'nin 1958 yılına kadar 600 milyon dolar akıttığı, sosyalist yönetimin ortasında "parlayan bir kapitalist yıldız" idi. Bu lüks "Amerikan Adası" SSCB'nin hoşuna gitmiyordu. 1960'da yaşanan "U2" olayı ile soğuk savaş iyice gerildi. SSCB'nin nükleer denemeleri, karşılıklı tehditler 1961'de Berlin Bunalımı'nı çok gergin bir noktaya getirdi. 

Berlin Duvarı'nın Örülmesi ve 1972 'de Bunalımın Çözülmesi

  12 Ağustos 1961'de, Varşova Paktı'nın Berlin sınırında tedbir alınması isteği ile birlikte Doğu Alman Meclisi Berlin Duvarı örülmesi kararını aldı. 13 Ağustos sabahı Doğu Almanya; polisi, askeri, işçisi ile birlikte  Doğu- Batı Berlin sınırına tel örgü çekmeye başladı. Hemen sonra ise duvar örülmeye başlandı. Böylece Berlin Bunalımı Berlin Duvarı'nı ördü. Yumuşama dönemine gelindiğinde bunalım azalmaya başladı. 1970'de ise SSCB ve Federal Almanya görüşmesi yumuşamanın işareti oldu. Dört büyük müttefik ülke de görüşmelere başladı. En sonunda 1972'de Federal ve Doğu Almanya hükümetleri anlaşma imzalayınca Berlin Bunalımı sona erdi. 



  Soğuk Savaş'ın kapışma sahası Almanya ve Berlin olunca Soğuk Savaş'ın gerilimini ve acısını en çok yaşayanlardan biri de Alman halkı oldu. 9 Kasım 1989'da Berlin Duvarı yıkıldı. Soğuk Savaş döneminin bitmeye başladığı belli oldu. Doğu Almanya'da komünizm çöktü. Almanlar 3 Ekim 1990'da birleşti.

Derleyen: Ali ÇİMEN

KAYNAKÇA:

→Berlin Duvarı Neden Yıkıldı? Berlin Duvarı Tarihçesi, Yeniçağ Gazetesi, 8 Kasım 2018.
Kaynağa Ulaşmak için BKZ.
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/berlin-duvari-neden-yikildi-berlin-duvari-tarihcesi-211883h.htm

→ "Berlin Buhranı: Dünyayı İkiye Bölen Kriz" adlı makale  için BKZ.↴
http://historatrip.com/genel/berlin-buhrani/

→Dr. Şükrü S. GÜREL, "Berlin Sorunu (1944-1972)", Ankara ÜNİ. SBF Dergisi, Cilt:32, Sayı:1, 1977, s. 207-229.
Devamını oku

13 Temmuz 2020 Pazartesi

BM Nerede- Ne Zaman- Hangi Anlaşma ile Kuruldu? Kısaca

Yorum Yap
   Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü, 26 Nisan 1945'de toplanan San Francisco Anlaşması ile temelleri atıldı. 26 Haziran 1945'te BM Anlaşması imzalandı. BM ise 24 Ekim 1945 tarihinde kuruldu. BM'nin merkezi ABD'nin New York şehrindedir. Günümüzde örgütte, 193 üye ülke bulunmaktadır.

BM Bayrağı
  Dünya barışını korumak, uluslararası sosyo-kültürel, ekonomik işbirliği geliştirmek gibi amaçlar ile Türkiye de dahil 51 ülke ABD'nin California (Kaliforniya) Eyaleti San Francisco (San Fransisko) kentinde 26 Nisan 1945 tarihinde toplandı. ABD Devlet Başkanı Truman'ın açılış konuşması sonrası hararetli tartışmalar ile iki ay geçti. ABD, SSCB, İngiltere, Çin, Fransa BM'de sürekli temsil ve veto hakkı elde etti. 

  Nihayetinde 26 Haziran 1945'de Birleşmiş Milletler Anlaşması imzalandı. Böylece toplantı sona erdi. Türkiye anlaşmaya kurucu üye 51 devletten biri olarak 15 Ağustos 1945'de imza attı. Anlaşma 24 Ekim 1945'te yürürlüğe girdi. Böylece örgüt faaliyete geçti. Her yıl 24 Ekim, "BM Günü" olarak kutlanmaktadır.

BM Arması
DİKKAT→Türkiye'yi San Francisco'da temsil eden heyetin başkanı Dışişleri Bakanı Hasan Saka'dır.

DİKKAT→ Genel Sekreterlik, Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Lahey Adalet Divanı BM Örgütünün ana organlarıdır.

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:
→"BM Teşkilatı ve Türkiye"→Bunun için BKZ.→ T.C. Dışişleri Bakanlığı↴
http://www.mfa.gov.tr/birlesmis-milletler-teskilati-ve-turkiye.tr.mfa

→Ayşen ŞATIROĞLU, "San Francisco Konferansı Sonrası Dünyada Türkiye'nin Yer Arayışı", İstanbul Üni. Sosyoloji Dergisi, Cilt:3, Sayı:12, 2006, s. 23-40.
Devamını oku

Birleşmis Milletler Kavramını İlk Kez Kullanan Kimdir?

Yorum Yap
   Franklin D. Roosevelt, Birleşmiş Milletler terimini ilk kez kullanan kişidir. 1933-1945 yıllarında ABD başkanıdır. 


Roosevelt
  Türkiye de dahil 51 ülkenin katıldığı 26 Nisan 1945 tarihli San Francisco Konferansı Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü'nün kurulması amacı ile toplandı. 26 Haziran'da BM Anlaşması imzalandı.Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi; ABD, SSCB, Çin, İngiltere, Fransa sürekli temsil ve veto yetkisi aldı. Türkiye örgütün kurucu üyesi olarak 15 Ağustos'ta anlaşmayı onayladı.24 Ekim 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler resmen kuruldu. 

  Uluslararası barışı korumak amaçlı kurulan BM Örgütü, II. Dünya Savaşı'nın sonucudur. I. Dünya Savaşı sonucunda ise aynı amaç ile Milletler Cemiyeti (1919) kurulmuştur. Fakat II. Dünya Savaşı'nın çıkması ile barış ortamını koruyamamıştır.
Birleşmiş Milletler kavramını ilk kez ortaya atan ise ünlü Türk-İslam filozofu Fârâbî'dir. BKZ.→http://www.sessiztarih.net/2020/07/birlesmis-milletler-fikrini-ilk-kez.html

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:
→"Görüş: Kuruluşunun 75. Yılında Birleşmiş Milletler", Anadolu Ajansı, 20.06.2020
Genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.↴

→Ayşen ŞATIROĞLU, "San Francisco Konferansı Sonrası Dünyada Türkiye'nin Yer Arayışı", İstanbul Üni. Sosyoloji Dergisi, Cilt:3, Sayı:12, 2006, s. 23-40.
Devamını oku

Birleşmis Milletler Fikrini İlk Kez Ortaya Atan Kimdir?

Yorum Yap
   Türk-İslam Bilgini Fârâbî, tarihte ilk kez Birleşmiş Milletler Fikrini ortaya atan kişidir. Aristo'dan sonraki insanlığın ikinci (Muallim-i Sânî) öğretmenidir. Birleşmiş Milletler tarafından 2020 yılı, doğumunun 1150. yılı dolayısı ile "Farabi Yılı" olarak kabul edilmiştir.

   İslam felsefesinin kurucu ismi El-Fârâbî (Alpharabius); Grek felsefe anlayışından etkilenmiş, Aristo'yu takip etmiş, esinlendiği Yunan felsefesi ile kendine özgü temellendirilmiş bir felsefi sistem oluşturmuştur. Felsefe ve din arasında bağ kurmuştur. Ünlü eserlerinden biri olan İhsan'ü'l- Ulûm (İlimlerin Sayımı) adlı eserinde Aristo etkisi ile bilimleri sınıflara ayırmıştır. Kitâbü’l-Mûsîkî adlı eseri Avrupa'da müzik ile ilgili teorilere temel olmuştur.


Derleyen: Ali ÇİMEN
Kaynakça:

→Farabi Yılı ile İlgili Haber İçin BKZ.↴
https://www.haberler.com/birlesmis-milletler-2020-farabi-yili-nin-acilis-13004627-haberi/

→Esra TÜRKSEVER, Mehmet ÇİÇEK, "Farabi'nin Düşünce Dünyası İçerisindeki Din ve Felsefe İlişkisi", Cilt:2, Sayı:2, 2018, s. 22-28.
Devamını oku

Comecon Nedir? Kısaca

Yorum Yap
   COMECON (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi); 25 Ocak 1949'da SSCB ile diğer  sosyalist ülkeler arasında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla kurulan birliktir. Soğuk Savaş Dönemi'nde komünist ülkelerin ekonomik gücünün korunması ve geliştirilmesine dayalı bir işbirliği yapısıdır.

   SSCB, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya gibi sosyalist ülkeler birliğin kurucu ülkeleri idi. Küba, Moğolistan, Vietnam, Demokratik Almanya ve Arnavutluk, birliğe sonradan katılan üye ülkeler oldular. Sosyalist ülkeler arasında ticari, bilimsel, teknik, ekonomik alanlarda ve üretim-dağıtım noktasında iş birliği yapmak gibi amaçları olan yapı 1991'de dağıldı.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
NOT: Ansiklopediler ve ders kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Devamını oku

Cominform (Kominform) Nedir? Kısaca

Yorum Yap
   Cominform(Komünist ve İşçi Partileri Enformasyon Bürosu); SSCB Komünist Partisi'nin önderliğinde, kendisine yakın Peyk (Uydu) ülkeler ve diğer bazı ülkelerin komünist partileri ile komintern yapının ilkelerini sürdürmek ve geliştirmek amacıyla 5 Ekim 1947'de kurdukları birliktir. 

  SSCB, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya ile Fransa ve İtalya İşçi-Komünist partilerin sekreterleri Polonya'da Enformasyon Konferansı için toplandı. Yayınladıkları deklarasyon ile Cominform'un kurulduğunu ilan ettiler. Örgüt merkezi önce Belgrad oldu. Sonra da Yugoslavya'nın örgütten ihracı ile merkez Bükreş'e taşındı. Büro, süreç boyunca Doğu Avrupa'da etkisini sürdürdü.

  SSCB, Amerikan sömürgecilik planı Marshall Planı'na karşı komintern yapıyı (birleşik komünist dünya partisi oluşumu) yeniden fonksiyonel bir yapıya büründürmek amacıyla oluşturdu. Fakat Stalin sonrası başlayan Kruşçev döneminin "destalinizasyon" süreci ve Yugoslavya ile ilişkilerin normalleşmesi ile 1956'da Cominform Bürosu dağıldı.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
NOT: Ansiklopediler ve ders kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Devamını oku

Molotof Planı Nedir? Kısaca

Yorum Yap
    Soğuk Savaş Dönemi'nde SSCB'nin, ABD'nin Marshall Planı'na karşı kendisine yakın komünist, uydu  ülkelere yapacağı ekonomik yardım, mali iyileştirme ve ticareti geliştirme planına MOLOTOF Planı (1947) denir. Plan adını, II. Dünya Savaşı'ndan beri Sovyet Dışişleri Bakanı olan Vyaçeslav Mihayloviç Molotov'dan almıştır. Sovyetlerin kendi güdümünde olan ülkeler üzerinde yaptığı ekonomik, ticari ve siyasi temelli bir plandır.

SSCB ve Etki Alanı
    ABD Marshall Planı çerçevesinde kendisine yakın anti-komünist Batı Avrupa ülkelerine ve diğer ülkelere ekonomik yardımda bulundu. Bunun karşısında Sovyetler Birliği de boş durmadı. Stalin, Molotof Planı'nı 1947'de uygulamaya başladı. SSCB, uydu devletleri Doğu Almanya, Polonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi ülkelere askeri ve ticari yardımlarda bulundu. Cominform ülkeleri ile ikili ticaret düzeni kurdu. Marshall'a göz kırpan Çekoslovakya'yı dize getirdi. Doğu Avrupa ülkelerine askeri üsler kurdu. 

  Sovyetlerin amacı ABD'ye karşı Doğu Avrupa ülkelerini siyasi açıdan kendi yakınında tutmak, safları daha da sıklaştırmaktı. Böylece SSCB, hem ABD'nin Türkiye üzerinden Orta Doğu'ya uzanan siyasi planlarına karşı duracak; hem de Türkiye üzerindeki emelleri çerçevesinde Türkiye'ye yakın markaj uygulayabilecekti. ABD'nin Doğu Avrupa ve Orta Doğu bölgesine yakınlaşmaması planın en büyük amacıydı. Amerikan yayılmacılığına karşı Sovyet yayılmacılığı düşüncesinin planıydı.

SSCB Dışişleri Bakanı Molotov- Finlandiya'yı işgaline meşruluk kazandırma çabasında bulunan Molotov'a karşı şişe içine koydukları yanıcı maddeleri Rus tanklarına fırlatan Finliler, bu yanıcı silaha Molotov'u aşağılamak için Molotof Kokteyli adını verdiler. Finliler molotof kokteylerini tankların petrol haznelerine fırlatarak Rus tanklarını etkisiz hale getirmişti.

  SSCB Lideri Stalin'in 1953'te ölümü, 1950-1953 Kore Savaşı,1956 Macaristan Olayları ve Süveyş Kanalı Krizi, Soğuk Savaş Dönemi Nükleer Silahlanma ve Uzay Yarışları, Molotof Planı'nın başarıya ulaşmasına engel oldu.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
Kaynakça: Konu ile ilgili ders kitaplarından faydalanılmıştır.
Devamını oku