13 Temmuz 2020 Pazartesi

BM Nerede- Ne Zaman- Hangi Anlaşma ile Kuruldu? Kısaca

Yorum Yap
   Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü, 26 Nisan 1945'de toplanan San Francisco Anlaşması ile temelleri atıldı. 26 Haziran 1945'te BM Anlaşması imzalandı. BM ise 24 Ekim 1945 tarihinde kuruldu. BM'nin merkezi ABD'nin New York şehrindedir. Günümüzde örgütte, 193 üye ülke bulunmaktadır.

BM Bayrağı
  Dünya barışını korumak, uluslararası sosyo-kültürel, ekonomik işbirliği geliştirmek gibi amaçlar ile Türkiye de dahil 51 ülke ABD'nin California (Kaliforniya) Eyaleti San Francisco (San Fransisko) kentinde 26 Nisan 1945 tarihinde toplandı. ABD Devlet Başkanı Truman'ın açılış konuşması sonrası hararetli tartışmalar ile iki ay geçti. ABD, SSCB, İngiltere, Çin, Fransa BM'de sürekli temsil ve veto hakkı elde etti. 

  Nihayetinde 26 Haziran 1945'de Birleşmiş Milletler Anlaşması imzalandı. Böylece toplantı sona erdi. Türkiye anlaşmaya kurucu üye 51 devletten biri olarak 15 Ağustos 1945'de imza attı. Anlaşma 24 Ekim 1945'te yürürlüğe girdi. Böylece örgüt faaliyete geçti. Her yıl 24 Ekim, "BM Günü" olarak kutlanmaktadır.

BM Arması
DİKKAT→Türkiye'yi San Francisco'da temsil eden heyetin başkanı Dışişleri Bakanı Hasan Saka'dır.

DİKKAT→ Genel Sekreterlik, Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Vesayet Konseyi, Uluslararası Lahey Adalet Divanı BM Örgütünün ana organlarıdır.

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:
→"BM Teşkilatı ve Türkiye"→Bunun için BKZ.→ T.C. Dışişleri Bakanlığı↴
http://www.mfa.gov.tr/birlesmis-milletler-teskilati-ve-turkiye.tr.mfa

→Ayşen ŞATIROĞLU, "San Francisco Konferansı Sonrası Dünyada Türkiye'nin Yer Arayışı", İstanbul Üni. Sosyoloji Dergisi, Cilt:3, Sayı:12, 2006, s. 23-40.
Devamını oku

Birleşmis Milletler Kavramını İlk Kez Kullanan Kimdir?

Yorum Yap
   Franklin D. Roosevelt, Birleşmiş Milletler terimini ilk kez kullanan kişidir. 1933-1945 yıllarında ABD başkanıdır. 


Roosevelt
  Türkiye de dahil 51 ülkenin katıldığı 26 Nisan 1945 tarihli San Francisco Konferansı Birleşmiş Milletler (BM) Örgütü'nün kurulması amacı ile toplandı. 26 Haziran'da BM Anlaşması imzalandı.Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi; ABD, SSCB, Çin, İngiltere, Fransa sürekli temsil ve veto yetkisi aldı. Türkiye örgütün kurucu üyesi olarak 15 Ağustos'ta anlaşmayı onayladı.24 Ekim 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler resmen kuruldu. 

  Uluslararası barışı korumak amaçlı kurulan BM Örgütü, II. Dünya Savaşı'nın sonucudur. I. Dünya Savaşı sonucunda ise aynı amaç ile Milletler Cemiyeti (1919) kurulmuştur. Fakat II. Dünya Savaşı'nın çıkması ile barış ortamını koruyamamıştır.
Birleşmiş Milletler kavramını ilk kez ortaya atan ise ünlü Türk-İslam filozofu Fârâbî'dir. BKZ.→http://www.sessiztarih.net/2020/07/birlesmis-milletler-fikrini-ilk-kez.html

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:
→"Görüş: Kuruluşunun 75. Yılında Birleşmiş Milletler", Anadolu Ajansı, 20.06.2020
Genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.↴

→Ayşen ŞATIROĞLU, "San Francisco Konferansı Sonrası Dünyada Türkiye'nin Yer Arayışı", İstanbul Üni. Sosyoloji Dergisi, Cilt:3, Sayı:12, 2006, s. 23-40.
Devamını oku

Birleşmis Milletler Fikrini İlk Kez Ortaya Atan Kimdir?

Yorum Yap
   Türk-İslam Bilgini Fârâbî, tarihte ilk kez Birleşmiş Milletler Fikrini ortaya atan kişidir. Aristo'dan sonraki insanlığın ikinci (Muallim-i Sânî) öğretmenidir. Birleşmiş Milletler tarafından 2020 yılı, doğumunun 1150. yılı dolayısı ile "Farabi Yılı" olarak kabul edilmiştir.

   İslam felsefesinin kurucu ismi El-Fârâbî (Alpharabius); Grek felsefe anlayışından etkilenmiş, Aristo'yu takip etmiş, esinlendiği Yunan felsefesi ile kendine özgü temellendirilmiş bir felsefi sistem oluşturmuştur. Felsefe ve din arasında bağ kurmuştur. Ünlü eserlerinden biri olan İhsan'ü'l- Ulûm (İlimlerin Sayımı) adlı eserinde Aristo etkisi ile bilimleri sınıflara ayırmıştır. Kitâbü’l-Mûsîkî adlı eseri Avrupa'da müzik ile ilgili teorilere temel olmuştur.


Derleyen: Ali ÇİMEN
Kaynakça:

→Farabi Yılı ile İlgili Haber İçin BKZ.↴
https://www.haberler.com/birlesmis-milletler-2020-farabi-yili-nin-acilis-13004627-haberi/

→Esra TÜRKSEVER, Mehmet ÇİÇEK, "Farabi'nin Düşünce Dünyası İçerisindeki Din ve Felsefe İlişkisi", Cilt:2, Sayı:2, 2018, s. 22-28.
Devamını oku

Comecon Nedir? Kısaca

Yorum Yap
   COMECON (Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi); 25 Ocak 1949'da SSCB ile diğer  sosyalist ülkeler arasında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla kurulan birliktir. Soğuk Savaş Dönemi'nde komünist ülkelerin ekonomik gücünün korunması ve geliştirilmesine dayalı bir işbirliği yapısıdır.

   SSCB, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya gibi sosyalist ülkeler birliğin kurucu ülkeleri idi. Küba, Moğolistan, Vietnam, Demokratik Almanya ve Arnavutluk, birliğe sonradan katılan üye ülkeler oldular. Sosyalist ülkeler arasında ticari, bilimsel, teknik, ekonomik alanlarda ve üretim-dağıtım noktasında iş birliği yapmak gibi amaçları olan yapı 1991'de dağıldı.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
NOT: Ansiklopediler ve ders kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Devamını oku

Cominform (Kominform) Nedir? Kısaca

Yorum Yap
   Cominform(Komünist ve İşçi Partileri Enformasyon Bürosu); SSCB Komünist Partisi'nin önderliğinde, kendisine yakın Peyk (Uydu) ülkeler ve diğer bazı ülkelerin komünist partileri ile komintern yapının ilkelerini sürdürmek ve geliştirmek amacıyla 5 Ekim 1947'de kurdukları birliktir. 

  SSCB, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya ile Fransa ve İtalya İşçi-Komünist partilerin sekreterleri Polonya'da Enformasyon Konferansı için toplandı. Yayınladıkları deklarasyon ile Cominform'un kurulduğunu ilan ettiler. Örgüt merkezi önce Belgrad oldu. Sonra da Yugoslavya'nın örgütten ihracı ile merkez Bükreş'e taşındı. Büro, süreç boyunca Doğu Avrupa'da etkisini sürdürdü.

  SSCB, Amerikan sömürgecilik planı Marshall Planı'na karşı komintern yapıyı (birleşik komünist dünya partisi oluşumu) yeniden fonksiyonel bir yapıya büründürmek amacıyla oluşturdu. Fakat Stalin sonrası başlayan Kruşçev döneminin "destalinizasyon" süreci ve Yugoslavya ile ilişkilerin normalleşmesi ile 1956'da Cominform Bürosu dağıldı.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
NOT: Ansiklopediler ve ders kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.
Devamını oku

Molotof Planı Nedir? Kısaca

Yorum Yap
    Soğuk Savaş Dönemi'nde SSCB'nin, ABD'nin Marshall Planı'na karşı kendisine yakın komünist, uydu  ülkelere yapacağı ekonomik yardım, mali iyileştirme ve ticareti geliştirme planına MOLOTOF Planı (1947) denir. Plan adını, II. Dünya Savaşı'ndan beri Sovyet Dışişleri Bakanı olan Vyaçeslav Mihayloviç Molotov'dan almıştır. Sovyetlerin kendi güdümünde olan ülkeler üzerinde yaptığı ekonomik, ticari ve siyasi temelli bir plandır.

SSCB ve Etki Alanı
    ABD Marshall Planı çerçevesinde kendisine yakın anti-komünist Batı Avrupa ülkelerine ve diğer ülkelere ekonomik yardımda bulundu. Bunun karşısında Sovyetler Birliği de boş durmadı. Stalin, Molotof Planı'nı 1947'de uygulamaya başladı. SSCB, uydu devletleri Doğu Almanya, Polonya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi ülkelere askeri ve ticari yardımlarda bulundu. Cominform ülkeleri ile ikili ticaret düzeni kurdu. Marshall'a göz kırpan Çekoslovakya'yı dize getirdi. Doğu Avrupa ülkelerine askeri üsler kurdu. 

  Sovyetlerin amacı ABD'ye karşı Doğu Avrupa ülkelerini siyasi açıdan kendi yakınında tutmak, safları daha da sıklaştırmaktı. Böylece SSCB, hem ABD'nin Türkiye üzerinden Orta Doğu'ya uzanan siyasi planlarına karşı duracak; hem de Türkiye üzerindeki emelleri çerçevesinde Türkiye'ye yakın markaj uygulayabilecekti. ABD'nin Doğu Avrupa ve Orta Doğu bölgesine yakınlaşmaması planın en büyük amacıydı. Amerikan yayılmacılığına karşı Sovyet yayılmacılığı düşüncesinin planıydı.

SSCB Dışişleri Bakanı Molotov- Finlandiya'yı işgaline meşruluk kazandırma çabasında bulunan Molotov'a karşı şişe içine koydukları yanıcı maddeleri Rus tanklarına fırlatan Finliler, bu yanıcı silaha Molotov'u aşağılamak için Molotof Kokteyli adını verdiler. Finliler molotof kokteylerini tankların petrol haznelerine fırlatarak Rus tanklarını etkisiz hale getirmişti.

  SSCB Lideri Stalin'in 1953'te ölümü, 1950-1953 Kore Savaşı,1956 Macaristan Olayları ve Süveyş Kanalı Krizi, Soğuk Savaş Dönemi Nükleer Silahlanma ve Uzay Yarışları, Molotof Planı'nın başarıya ulaşmasına engel oldu.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
Kaynakça: Konu ile ilgili ders kitaplarından faydalanılmıştır.
Devamını oku

12 Temmuz 2020 Pazar

Anti-Komintern Paktı Nedir?

Yorum Yap
   25 Kasım 1936'da, II. Dünya Savaşı öncesinde yayılmacı politikalar ile dünyada tedirginliğe neden olan Almanya ve Japonya'nın, Sovyetler Birliği'ne karşı imzaladığı garantörlük anlaşmasına Anti-Komintern Pakt denir. İtalya, 6 Kasım 1937'de anlaşmayı imzalayarak pakta dahil olmuştur. Böylece Berlin- Roma-Tokyo Mihver Bloku kurulmuştur.



  Almanya ve Japonya yayılmacı politikalarına karşı SSCB'yi bir tehdit olarak gördüler. Ayrıca Sovyet komünizmine karşıydılar. İki ülkenin siyasi çıkarları, kendilerini ortaklığa götürdü. Bu ortaklığa İtalya da katılınca, Üçlü Mihver (Eksen) Blok kurulmuş oldu.

   Anti-komintern Pakt'a 1939'da İspanya ve Macaristan katıldı. Slovakya, Danimarka, Finlandiya gibi ülkeler de pakta imza attı. Türk- Alman Dostluk Paktı kapsamında Türkiye 1941'de pakta gözlemci sıfatı ile katıldı.

  Paktın kurulmasındaki temel amaç komünizme karşı ortak hareket etme çabası; Komünist enternasyonalin burjuvaziyi ve devlet kavramını ortadan kaldırmak için uluslararası Sovyet Cumhuriyeti yaratma girişimine bir tepki idi. Pakta üye ülkeler, komintern yapının faaliyetlerine karşı birbirlerine yardımcı olacaklarına dair söz verdiler. Paktın en önemli sonucu ise Faşist-Mihver yapının doğuşu oldu.

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
Devamını oku

Japonya'nın Ortak Refah Alanı Politikası (Özet)

Yorum Yap
   Güney Doğu Asya'yı Batılı devletlerin işgalinden ve sömürüsünden kurtarmak, Japonya önderliğinde tüm bölgeyi siyasi ve ekonomik açıdan geliştirmek ve bölgede Japon egemenliğini kurmak gibi amaçlarla ortaya çıkan faşist-yayılmacı sömürü politikasına "Büyük Doğu Asya Ortak Refah Alanı Politikası" denir.



 Ortak Refah Alanı başlangıçta Japonya, Çin ve Mançurya temelinde düşünülmüştür. Fransız Hindiçin, Filipinler, Malezya, Tayland, İngiliz Kuzey Borneo, Nanyōguntō, Endonezya, Myanmar  gibi bölgeler Ortak Refah Alanı içerisine sonradan eklenmiştir.

    Ortak Refah Alanı Projesi çerçevesinde; Güney Doğu Asya'dan İngiltere, ABD, Fransa gibi ülkeleri kovmak istedi. Onları çıkarıp bölgede kendi liderliğini amaçladı. Politika çerçevesinde Japonya, Mançurya'yı (1931) işgal etti. 1936'da Almanya ile Anti-komintern Paktı'nı kurdu. 1937'de ise Çin'i işgal hareketine başladı. 1940'tan itibaren tüm dünyaya Ortak Refah Alanı Projesi'ni yüksek sesle duyurmaya başladı.

Derleyen: Ali ÇİMEN

→Konu ile İlgili AYRINTILI ANLATIM ve KAYNAKÇA İçin BKZ.↴

   →Almanya'nın Hayat Sahası politikası Nedir? Ayrıca BKZ.↴

→Faşizm nedir?Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/04/fasizm-nedir.html

→II. Dünya Savaşı Sonrası Japonya→ Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2013/12/ii-dunya-savas-oncesinde-japonya.html

→Meiji Restorasyonu Nedir? Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/06/meiji-restorasyonu-nedir.html

→Mançurya Neresidir* Kısaca Tarihi? Ayrıca  BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/04/mancurya-neresidir-ksa-tarihcesi-nedir.html
Devamını oku

Japonya'nın Ortak Refah Alanı Politikası (Ayrıntılı)

Yorum Yap
   Güney Doğu Asya'nın sömürüden kurtarılması ve bağımsızlığı için Japonya liderliğinde, Çin ve Mançurya temelinde  tüm Asya'yı kapsayacak bir alan kurulması politikasına Büyük Doğu Asya Ortak Refah Alanı Düşüncesi denir. Diğer bir tanıma göre; Batı emperyalizminin işgali altında bulunan Uzak Doğu Asya ülkelerini kurtarmak, kurtarılan bu coğrafyayı Japon egemenliği altında siyasi ve ekonomik açıdan geliştirmek gibi amaçlar ile ortaya konan düşünceye "Büyük Doğu Asya Ortak Refah Alanı Politikası" denir. 

  "Asya Asyalılarındır" fikri, bu politikanın temel çıkış noktasıdır. Bu politika ile Japonya, özellikle Çin ve Mançurya bölgesinde bir blok oluşturmaya çalışmıştır. Proje, Batı kompleksi altındaki Japonların bir çeşit ekonomik sömürgecilik ve işgal planıdır. Bu proje ile Asya'da en geniş sınırlarına ulaşmayı başarabilmişlerdir. İtalyan Mare Nostrum ve Alman Lebensraum politikalarına benzer, faşist- yayılmacı ve sömürgeci bir politikadır.

Konu ile ilgili ÖZET için BKZ.↴
Büyük Doğu Asya Ortak Refah Alanı Haritası
  Japonya, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Meiji Restorasyonu ile modernleşme hareketlerine girişti. Bu dönemde Kore'yi ele geçirdi. Rusya ve Çin'e kafa tutmaya başladı. Ham madde ve pazar rekabetinde Uzak Doğu'nun en büyük gücü olmaya doğru ilerledi. 1929 Dünya Ekonomik Buhranının olumsuz etkilerinden sıyrılmak için yayılmacı siyasetini artırdı. 

   Japonlara göre; Batılı emperyalist devletler Uzak Doğu'dan uzaklaşmalı idi. ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi sömürgeci devletlerin elindeki Asya ülkeleri alınmalı idi. Bu ülkelere Sovyet Rusya da dahildi. Ortak Refah Alanı Projesi kapsamında Çin bölgesi, Tayland, Malezya, Mançukuo (Mançurya), Hint Adaları gibi bölgeler batılılardan temizlenmeliydi. Tüm Uzak Doğu Asya coğrafyası halkları Japonya liderliğinde ilerlemeliydi. 

   Politika çerçevesinde Japonya, Çin ve Sovyet Rusya'ya bağlı Mançurya bölgesini 1931'de işgal etti. 1936'da Almanya ile Anti-komintern Paktı'nı kurdu. 1937'de ise Çin'i işgal hareketine başladı. 3 Kasım 1938'de Japonya Başbakanı Konoe Fumimaro tüm dünyaya "Yeni Doğu Asya Düzeni"ni duyurdu. 1 Ağustos 1940'ta ise Japonlar Ortak Refah Alanı (Daitōakyōeiken) kavramını ilk kez dünya gündemine getirdi.

Japon-Çinli ve Mançuryalı
   Ortak Refah Alanı başlangıçta Japonya, Çin ve Mançurya temelinde düşünüldü. Sonradan  ise Avrupa'daki savaş Japonların işine yaradı. Japon ordusunun güneye ilerlemesi ile Fransız Hindiçin, Filipinler, Malezya, Tayland, İngiliz Kuzey Borneo, Nanyōguntō, Endonezya, Myanmar ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan'ın belli bölgeleri Ortak Refah Alanı içerisine eklendi.

→Almanya'nın Hayat Sahası politikası Nedir? Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2020/07/almanyanin-hayat-sahasi-politikasi-ne.html


→İtalya'nın Bizim Deniz (Mare Nostrum) Politikası Nedir? Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2020/07/italyanin-bizim-deniz-mare-nostrum.html

→Faşizm nedir?Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/04/fasizm-nedir.html

→II. Dünya Savaşı Sonrası Japonya→ Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2013/12/ii-dunya-savas-oncesinde-japonya.html

→Meiji Restorasyonu Nedir? Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/06/meiji-restorasyonu-nedir.html

→Mançurya Neresidir? Kısaca Tarihi Nedir? Ayrıca  BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/04/mancurya-neresidir-ksa-tarihcesi-nedir.html
Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

→Emine Sicim KAPLAN,"İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ JAPONYA’NIN GÜNEY SİYASETİNDE NANSHINRON (1868 – 1945)", Doktora Tezi, T.C. Ankara Üni. Sosyal Bilimler Ens. Doğu Dilleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı Japon Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı, Ankara, 2019.
Devamını oku

İtalya'nın Bizim Deniz (Mare Nostrum) Projesi (Kısaca)

Yorum Yap
  Faşist-yayılmacı Benito Mussolini'nin Akdeniz'de Roma İmparatorluğu'nu yeniden canlandırma, Akdeniz'in tamamına egemen olma politikasına Bizim Deniz (Mare Nostrum) Politikası denir. Latince Mare Nostrum; Bizim Deniz, anlamına gelir. Alman Hayat Sahası (Lebensraum) politikasına benzer bir politikadır. Her iki politika da sömürgecilik esasına dayalıdır. İtalya politika çerçevesinde Rijeka kenti, Etiyopya ve Arnavutluk'u işgal edip Almanya ile Mihver yapıda yer almıştır.


   Mare Nostrum politikası çerçevesinde Duce (Lider) Mussolini, ilk önce Yugoslavya'ya bağlı Adriyatik kıyısındaki stratejik Fiume (Hırvatistan'a bağlı Rijeka) kentini ele geçirdi. 1935 yılından itibaren İtalyan faşistler, gözünü Habeşistan'a dikti. Habeşistan (Etiyopya) 1936'dan itibaren İtalyanların denetimine girdi. Nisan 1939'da ise Arnavutluk üzerine gerçekleştirilen askeri harekat ile Arnavutluk işgal edildi. İtalyan Kralı, Arnavutluk'un Kralı ilan edildi. 

  Sömürgeci emellerine ulaşmak adına İtalya, Nazi Almanyası önderliğinde Mihver Grup içinde yer aldı. 1939'da da Almanya ile Çelik Paktı'nı kurdu. İtalya, II. Dünya Savaşı'nın çıkmasında Almanya ve Japonya ile birlikte pay sahibi oldu.

Almanya'nın Hayat Sahası politikası Nedir? Ayrıca BKZ.
http://www.sessiztarih.net/2020/07/almanyanin-hayat-sahasi-politikasi-ne.html

Faşizm nedir?Ayrıca BKZ.↴
http://www.sessiztarih.net/2014/04/fasizm-nedir.html

Hazırlayan: Ali ÇİMEN
Devamını oku

Almanya'nın Hayat Sahası (Lebensraum) Politikası (Kısaca)

Yorum Yap
     Almanya topraklarının Alman ırkına yetmeyeceği ile ilgili mevcut olan düşüncenin Hitler tarafından Almanya'nın Avrupa kıtasında yayılmasının gerekçesi olarak kabul edilmiş yayılmacı, faşist, yıkıcı fikre Hayat Sahası (Lebensraum) denir. Almanca "Lebensraum"  (libenşraum) yaşam alanı; faşizan- yayılmacı- sömürgeci bir yaklaşımdır.

  Coğrafya ve biyoloji bilimlerinden yararlanılarak, Friedrich Ratzel tarafından öne sürülmüştür. Rudolf Kjellen ve Karl Haushofer tarafından da geliştirilmiştir. Bu teorinin temelindeki düşünceye göre; devlet canlı bir organizmadır. Canlı organizmanın hayatını sürdürmesi beslenmesine bağlıdır. Devlet de doğadaki boşlukları ele geçirerek, ilhak ederek beslenebilir.

  Alman general ve Nazi Almanyası döneminde devlet başkanı yardımcısı olarak görev yapan  Karl Ernst Haushofer (1869-1946) teoriyi geliştirmiş ve Adolf Hitler'i de bu açıdan etkilemiştir. Politika Nazi Almanyası için temel bir dış politika felsefesi olmuştur. Almanya oluşturduğu "Hayat Sahası" ile II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesine neden olmuştur. Südet bölgesi, Çekoslovakya, Polonya işgalleri ile Nazi Almanyası hayat sahası kavramını Avrupa'da uygulamaya koymuş ve II. Dünya Savaşı'nı başlatmıştır. Savaşta da bu teori üzerine genişlemeye devam etmiştir. Fakat Sovyetler Birliği'nde durdurulan Almanya geriye doğru çekilmiştir.

Faşizm nedir?Ayrıca BKZ.↴

Derleyen: Ali ÇİMEN
Devamını oku

Osmanlı'nın Şair Padişahları ve Mahlasları

Yorum Yap
           PADİŞAH                                                                      *Mahlası

1- II. Murad                                                                          Murad ve Murâdî

2- I. Mehmet (Fatih Sultan Mehmet)                                      Avnî

3-II. Bayezid                                                                                 Adlî

4-I. Selim (Yavuz Sultan Selim)                                       Selîm ve Selîmî

5-Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman)                                Muhibbî

6-II. (Sarı)Selim                                                                  Selim ve Selimî

7-III. Murad                                                                         Murad ve Murâdî

8-III. Mehmed                                                                     Mehmed ve Adlî

9-I. Ahmed                                                                           Ahmed ve Bahtî

10-II.  (Genç)Osman                                                          Fâris ve Fârisî

11-IV. Murad                                                                       Murad ve Murâdî

12-IV. (Avcı) Mehmet                                                                  Vefâ' î 

13-II. Ahmet                                                                                  Ahmed

14-II. Mustafa                                                                             İkbalî

15-III. Ahmed                                                                             Necib

16-I. Mahmud                                                                           Sebkatî

17-III. Mustafa                                                                          Cihangir

18-III. Selim                                                                        Selim ve İlhamî

19-II. Mahmud                                                                           Adlî

20-V. Mehmed                                                                           Reşad

*Divan edebiyatında şairlerin şiirlerinde kullandığı takma isme Mahlas denir.

DİKKAT→Osmanlı Tarihinde bilinen ilk şair padişah II. Murat'tır. Ayrıntılı bilgi için BKZ. Osmanlı'da İlk Şair Padişah Kimdir? ↴
http://www.sessiztarih.net/2020/07/osmanlida-ilk-sair-padisah-kimdir.html

DİKKAT→ Divanı olan ilk şair sultan Fatih Sultan Mehmet'tir.


DİKKAT→ Fatih'in taht kavgası yapan iki oğlu II. Bayezid ve Cem Sultan da şairdir. Kaynaklar, Cem Sultan'ın Cem mahlası ile hem babasından hem de kardeşinden daha güçlü bir kalemi olduğunu belirtir. Cemşîd u Hurşîd adlı mesnevi, Cem Sultan tarafından babası Fatih için yazılmıştır.

DİKKAT→ Padişah olmayan fakat Cem Sultan gibi Osmanlı hanedanına mensup bireylerin şiirlerine ve divanlarına rastlanır. II. Bayezit'in oğlu Şehzade Korkut Harimî mahlası ile Kanuni'nin oğlu Şehzade Bayezid ise Şâhî mahlası ile şiirler yazmıştır. Ayrıca Kanuni'nin divanının bir kısmını bastıran II. Mahmut'un kızı Âdile Sultan da kendi adını mahlas olarak kullanarak divan oluşturmuştur.

DİKKAT→"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi 
                     Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

dizeleri Kanuni'ye ait ünlü dizelerdir. Kanuni; Halkın nazarında devlet en çok itibar edilen bir şeydir; ama bu dünyada gerçek devlet bir nefes sağlıktır, demektedir.

Derleyen: Ali ÇİMEN



Kaynakça:

→Günay KUT, "Payitaht İstanbul'un Sultan Şairleri (Seyf Ve'l Kalem Sahipleri)"İlmi Araştırmalar Dergisi, Sayı:9, 2000, s.161-178.

Makaleye Ulaşmak için BKZ.↴

Devamını oku

İlk Osmanlı Veziri Kimdir?

Yorum Yap
    Alâüddin Paşa Osmanlı Devleti'nin ilk veziridir. Hacı Kemalettin oğlu Alâüddin (Alaaddin) Paşa tahmini 1323- 1340 yıllarında vezirlik yapmıştır. Bu dönem Osmanlı Devleti'nin, ikinci padişahı Orhan Gazi dönemidir.

     Orhan Bey, babası Osman Bey'den miras aldığı Osmanlı Beyliği'ni kurumsal bir hale getirdi. Osmanlılar bu dönemde beylikten devlete geçtiler. İlk kez divan teşkilatı kuruldu. İlk kez vezirlik kurumu kuruldu. Alaüddin Paşa ise Osmanlı Devleti'nin ilk veziri olarak kaynaklarda belirtildi.


   Uzunçarşılı, Alâüddin Paşa'yı Hacı Kemalettin oğlu olarak belirtir. Farklı kaynaklarda Alâüddin Paşa'nın Osman Bey'in oğullarından Alaaddin Bey olduğu belirtilir. Bu kaynaklar Orhan Bey'in, kardeşini vezir olarak atadığını belirtmektedir.

→Orhan Gazi (Bey) Kimdir? Ayrıca BKZ.↴

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

Ord. Prof. Dr. İ. Hakkı Uzunçarşılı, Büyük Osmanlı Tarihi, Atatürk Kültür, Dil, Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları XIII. Dizi, I. Cilt, 7. Baskı, s. 126.

Necdet Sakaoğlu, ''Bu Mülkün Sultanları'', Oğlak yayınları, İstanbul, 2002.
Devamını oku

11 Temmuz 2020 Cumartesi

Osmanlı'da İlk Şair Padişah Kimdir?

Yorum Yap
    II. Murat (1421-1451) ilk şair Osmanlı padişahı olarak bilinmektedir. Murad ve Murâdî mahlaslarını kullanmıştır.

      Fatih'in babası II. Murat için tarihi kaynaklar, ince ruhlu, hassas, içkiye düşkün bir kişilik tabirlerini kullanmışlardır. Kendisi için dedesi Yıldırım Bayezit gibi savaşçı bir kimlik yerine romantik bir kimlik tasviri üzerinde durulur. Sarayı sanatçılar, müzisyenler ve bilim adamları ile doldurduğu; musiki ve şiir sohbetleri yaptığı ve Mevlevi olduğu belirtilir.

  Eşi Mara'ya tutkuyla aşıktır. Prenses Mara Despina, Sırbistan Kralı Jorj Brankoviç'in kızıdır. II. Murat'ın eşlerinin içinde en çok Mara'yı sevdiği söylenir. Ona yazdığı bir dörtlükte;


  "Sâki, getür, getür yine dünki şarâbumı 
  Söylet dile getür yine çeng ü rebâbumı 
        Ben var iken gerek bana, bu zevk ü bu safâ
         Bir gün gele kim görmeye kimse türâbumı "

"Ey şarap sunan güzel, yine dünkü şarabımı getir, yine çeng ve rebâbımı söylet de gönlüm neşelensin. Bu zevk ve safa ben hayatta iken gereklidir. Bir gün (nasıl olsa) kimse toprağımı bile görmeyecek" demiştir.

Bir başka şiiri de şöyledir:

     "Her kişi dünyada meşgul oldu bir kâr üstüne

     Sana meşgul olmuşuz biz kâr-ber-kâr üstüne

  Lalezârun seyrin eyler bâğ-ı dehre aldanan

        Bize seyr ettür cemalün çeşm-i hûnhâr üstüne

 Aşık olan kimsede nâmus u âr etmez karar

   Dökseler bir katre âbı mahvolur nâr üstüne

      Taşra çıkma noktayı devr eyle ey sahib-kemal

 Dest-i kudrettir havale çünki perkâr üslüne


Ey Muradi oldu her bir ilmîn üstüne Alim
          Çün anınçündür mukarreb geçdi ebrâr üstüne."


"Ey sevgili, dünyada her insan bir işle uğraşarak ömür tüketmek­te.
  Biz ise bu kadar işi bir yana bırakıp yalnızca seni iş edindik.
Dünya bağının güzelliğine aldanan ancak lale bahçelerinde oyalanır.
Bizim ise sana ağlamaktan gözlerimiz kan dolu lalelere benzedi. Güzel yüzünü bize göster de göz yaşlarımız dinsin.
Aşık olan kimsede namus ve ar ne gezer.
Ateş üstüne su dam­laları dökülürse mahvolur gider.
Ey kemal sahibi! Emr olunduğun biçimde olmak için noktayı devreyle de sakın çizginin dışına çıkma.
Çünkü seni o pergelin üs­tüne yönlendiren de Allah’ın takdiridir.
Ey Muradi her ilmin üstünde bir Alim (her şeyi bilen) elbette vardır.
Nitekim onun için mukarreb ebrarın üstüne geçti.
"
Derleyen: Ali ÇİMEN

II. Murat
Kaynakça:

→Günay KUT, "Payitaht İstanbul'un Sultan Şairleri (Seyf Ve'l Kalem Sahipleri)", İlmi Araştırmalar Dergisi, Sayı:9, 2000, s.161-178.

Makaleye Ulaşmak için BKZ.↴

→Ahmet ŞİMŞİRGİL, "II. Murad Hân'ın Şahsiyeti" adlı makale için BKZ.
Devamını oku

Batı Tarzında Askeri Islahat Yapan İlk Osmanlı Padişahı Kimdir? Kısaca

Yorum Yap
   I. Mahmut (1730-1754), Osmanlı Devleti'nde batılı tarzda askeri ıslahat yapan ilk Osmanlı padişahıdır. Fransız asıllı subay Compte De Bonneval'in (Humbaracı Ahmet Paşa) girişimleriyle batılı tarzda "Hendesehane" adlı ilk askeri mühendislik okulu (1734) açılmıştır. Bu okul, Batı tekniklerinin ve bilgilerinin Osmanlı'dan içeriye girdiği bir kapı olmuştur. III. Selim'in açacağı Muhendishane-i Berr-i Humayun'un (Kara Mühendishanesi) temelleri atılmıştır. Yenilenen Humbaracı Ocağı'nda ise Osmanlı'da ilk kez Avrupa tarzında askeri eğitim yapılmıştır.

   III. Ahmet'ten sonra Osmanlı tahtına geçen I. Mahmut, batılılaşma hareketlerine devam etmiştir. Lale Devri ile başlayan batılı tarzda ıslahatlar, bu dönemde askeri ıslahatlarla birlikte devam etmiştir. Lale Devri'nde hemen her alanda Avrupa'nın üstünlüğü kabul edilmişti. I. Mahmut da  Osmanlı ordusunun Avrupa ordusunun gerisinde kaldığını görmüştü. Batılı tarzda askeri ıslahatlara önem vermişti. I. Mahmut, tabiri caiz ise "eski yapının içine yeni teşkilatlar" oluşturmuştu.

Bu dönemde yapılan özellikle askeri ıslahatlar, kısaca şöyle sıralanabilir:

İlk defa yabancı askeri uzmanlar yurt dışından getirilerek askeri yenilikler yapıldı. Compte De Bonneval (Humbaracı Ahmet Paşa) bu uzmanlardan en önemlisi olup Üsküdar'da Hendesehane'yi kurmuştur. Subay yetiştiren ilk askeri mühendislik okuludur. Devlete daha bağlı olan Bostancı Ocağı'ndan kişiler seçilerek alınmıştır.

→Humbaracı Ahmet Paşa tarafından yenilenen Humbaracı Ocağı'nda, Osmanlı'da ilk kez Avrupa tarzında askeri eğitim verildi.

Bonneval Paşa, Humbaracı ve Topçu Ocaklarını ıslah etti. Paşaya bu askeri Islahatlarında Sadrazam Topal Osman Paşa, 2 topçu Fransız subayı ve 3 Fransız subay daha yardımcı olmuştur.

Üsküdar'da Top Dükümhanesi, Tüfek Fabrikası, Baruthane kurulmuştur.

Orduda bölük, tabur, alay sıralaması yapılandırıldı.

DİKKAT→ Batılı tarzda yapılan ilk askeri ıslahatlar  1736-1739 Avusturya ve Rusya ile yapılan savaşlarda hemen faydasını göstermiştir.

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

→Dr. Mehmet KARAGÖZ, " Osmanlı Devletinde Islahat hareketleri ve Batı Medeniyetine Giriş Gayretleri- 1700-1839", Ankara Üni. Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Sayı:6, 1995, s.173-194.
Makaleye Ulaşmak İçin BKZ.↴
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1152/13546.pdf

→Uğur KURTARAN, "Sultan I. Mahmut Dönemi (1730 1754) Islahat Hareketleri", Turkish Studies, 8/2,  2013, s.167-179.
Devamını oku

İlk Türk Kadın Romancı Kimdir?

Yorum Yap
   Fatma Aliye Hanım, ilk Türk kadın romancıdır. Tarihçi Ahmet Cevdet Paşa'nın kızıdır. 2009 yılından beri 50 TL banknotların arkasında resmi basılı olan romancıdır. Hakkında müstakil bir monografi yazılan ilk kadın yazardır. Bu monografi hocası Ahmet Mithat Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Fatma Aliye Hanım, Soyadı Kanunu sonrası Topuz soyadını almıştır.

Fatma Aliye Hanım
    Türk edebiyatının ilk kadın romancısı Fatma Aliye Hanım; Tanzimat Dönemi'nde, 9 Ekim 1862'de doğdu. İyi bir eğitim hayatı oldu. Özel hocalardan dersler aldı. Ahmet Mithat Efendi ve babası ise en önemli hocaları idi. İyi derecede Fransızca öğrendi. Babasının resmi görevleri nedeniyle Halep, Yanya gibi Osmanlı kentlerinde bulundu. II. Abdülhamid'in yaverliği görevinde de bulunan kolağası Fâik Bey ile evlendi. Merâm adlı romanı Fransızca'dan Türkçeye çevirmesi ile ilgiyi üzerinde toplamayı başardı. Tercüman-ı Hakikat Gazetesinde yazılar kaleme aldı. 

  "Meram, Hayal ve Hakikat, Muhâdarât, Nisvân-ı İslâm, Re'fet, Ûdî, Levâyih-i Hayat, Taaddüd-i Zevcât’a Zeyl, Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife, Tedkîk-i Ecsâm,  Enîn, Târîh-i Osmâniyye’nin Bir Devre-i Mühimmesi - Kosova Zaferi ve Ankara Hezimeti, Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı" Fatma Aliye Hanım'ın önemli romanları ve diğer eserleridir.

    Osmanlı modernleşmesinin Tanzimat dönemi ile birlikte ele alınan kadın konusunun önde gelen isimlerindendir. Romanlarında çok eşle evlilik, aldatılma, boşanma gibi konuları eleştirmiştir. Kadın sorunlarını romanlarında, makalelerinde, konferanslarında dile getirmiştir. Eğitimli, bilinçli ve kendi ayakları üstünde durabilen kadınların toplumsal kalkınmadaki önemine işaret etmiştir.

  1924'ten itibaren sağlığı bozulmaya başladı. Notre Dame de Sion mezunu küçük kızı Zübeyde İsmet Hanım'ın katolik rahibesi olması ve bunun gazetelere yansıması Fatma Aliye Hanım'ın üzüntüsünü ve hastalığını artırdı. 13 Temmuz 1936'da, 73 yaşında İstanbul'da vefat etti. 

Derleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

→Gülnaz Gezer BAYLI,"Osmanlı'da Kadının Uyanışı: Fatma Aliye Hanım", CEDRUS, Cilt:6, 2018, s. 597-611.

→TDV İslam Ansiklopedisi, Fatma Aliye Hanım, Cilt:12, İstanbul 1995, s. 261-262.
Devamını oku