Ana içeriğe atla

Milli Mücadelede Trakya Lideri Cafer Tayyar Bey

   Milli Mücadele döneminde Trakya yöresinde Yunan işgaline karşı mücadele veren direnişçilerin lideri, ''Trakya Milli Kumandanı''dır. Cafer Tayyar Paşa, Trakya Mili Mücadele önderidir. Bölgede I. Kolordu Komutanlığı görevini sürdürürken, Mondros Mütarekesinin emirlerini uygulatmamış; bunun üzerine İstanbul hükümeti tarafından görevinden alınmıştır. TBMM tarafından kendisine ''Rumeli Umum Kumandanlığı'' görevi verilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet döneminde çıkarılan Nasturi Ayaklanmasını bastıran 7. Kolordu komutanıdır.


Cafer Tayyar Bey
  1877'de Kosova vilayetine bağlı Priştine sancağından doğdu. ''Çolakoğulları'' adında Anadolu kökenli bir aileden gelmekteydi.  Babası Emin Efendi, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'nda (93 Harbi) şehit oldu. Anne ve babasını küçük yaşlarda kaybeden Cafer Tayyar ve abileri şehit çocukları için çıkarılan bir emirle askeri okullara girdiler. Cafer Tayyar; Ali Fethi, Kara Vasıf Beyler gibi okul arkadaşlarıyla okudu. Döneminde yenilikçi, özgürlükçü hareketlerden o da etkilendi. Rumeli'de özellikle Arnavut isyanlarının olduğu bölgede ve Balkan Savaşları sırasında Trakya'da çeşitli askeri görevler aldı. I. Dünya Savaşı'da Çanakkale,Kafkas ve Irak cephelerinde görev aldı. 1918'de İstanbul'daki I. Kolordu Komutanlığı görevine getirildi. I. Kolordu, aldığı emirle Doğu Trakya'yı korumak amacıyla bölgeye gitti.

Trakya Milli Komutanlığı Dönemi
    
   Edirne vilayetinin korunmasıyla görevlendirilmiş I. Kolordu'nun Komutanı Cafer Tayyar Paşa, Mondros imzalandıktan sonra İstanbul'da bölgenin ileri gelen kimseleri ile görüştü. Burada Trakya-Paşaeli Cemiyeti'nin temelleri atıldı. Cemiyetin bazı üyeleri soruna siyasi çözüm bulmak amacındaydı. Fakat silahlı direnişten başka çare olmadığının farkında olanlar da vardı.


Cafer Tayyar Bey
   İzmir'in 15 Mayıs 1919'da Yunan işgaline uğraması sonrası Doğu Trakya'daki gidişatın da tehlikeye gittiğinin farkında idi. Cafer Tayyar Paşa, hem İstanbul ile hem cemiyet ile iletişim içerisinde kaldı. Fakat milli teşkilatlanma çalışmaları hep sekteye uğradı. Çünkü bazı idareciler ve halktan da kimseler silahlı direnişe karşı çıkıyordu. Cafer Paşa, 16 Mart 1920'de İstanbul'un resmi işgali üzerine bölgede seferberlik emri verdi. Lüleburgaz Kongresinde ise silahlı direniş kararı alınarak paşa tarafından uygulamaya geçirilmesi istendi. Aynı kongrede Cafer Tayyar Paşa TBMM Edirne milletvekili seçildi. Aynı dönemde I. Kolordu Komutanlığı görevinden alındı. TBMM ise onu ''Rumeli Genel Komutanı'' olarak atadı. Büyük Edirne Kongresinde ise ''Trakya Milli Kumandanı'' unvanı verildi. 

   I. Kolordunun yeni komutanı Muhittin Bey ile Cafer Tayyar Bey'in fikir ayrılıkları bölgedeki direnişi olumsuz yönde etkilemiştir. Caferi Tayyar Beyin Anadolu'dan emir alırken Muhittin Beyin İstanbulla irtibat halinde olup farklı tavırlarda olmaları bölgede Milli Mücadelenin bir plan dahilinde gelişmemesine, sonunda da Edirne'nin Yunan işgaline girmesine neden olmuştur. Doğu Trakya savunması çökmüştür.


 Atatürk'ün Nutuk'ta Cafer Tayyar Bey'den Bahsi

    Nutuk'ta Atatürk, Cafer Tayyar Beyi bölgeye atadığı bir komutanı olarak, Doğu Trakya'da milli birliğin belli bir plana oturmaması ve kurulamaması üzerine şikayetlerini dile getirmişti. Atatürk, yörenin Batı Trakya bölümünün de Trakya-Paşaeli Cemiyeti tarafından bir bütün olarak lanse edilmesinin yanlış olduğunu, Batı Trakya'nın daha önceki anlaşmalar ile terk edilmiş olduğunu, eğer bu bütünlük için şimdi hemen ısrarla direnilirse; Doğu Trakya'nın da tehlikeye gireceğine işaret ediyordu. Ayrıca siyasi çözümden farklı olarak silahlı bir müdafaa oluşturulmasında geç kalınmasını başarısızlık olarak irdeliyordu. Atatürk'ün kendi komutanına yanlış yol tuttuğuna dair söylemleri, bir genel komutanın başarısızlık kabul etmez bakış açısıyla değerlendirilebilir. Çünkü Trakya'daki yerel direniş harekatı, bölgedeki idareciler ve cemiyet üyeleri arasında fikir birliği sağlanamamasının da büyük etkisiyle başarısız olmuştur.


 Cafer Tayyar Bey'in Yunan Esareti Dönemi

   Edirne işgali ile Cafer Tayyar Paşa ve Muhittin Bey, elde kalan I. Kolordu birlikleri ile Babaeski'ye çekilerek savunmaya devam etme kararı aldı. Bölgede yaptığı bir keşif sırasında Yunan askerlerinin açtığı ateş sonucu atından düşerek yaralandı. Baygın haldeyken öldü sanılarak orada bırakıldı. Kendisini bulan Bostanlı köyü halkı tarafından Yunanlılara teslim edildi. Edirne'de iki gün tutulduktan sonra Atina'da esaret günleri başladı. Yaralı olması nedeniyle Atina'da bir hastaneye kaldırıldı. Cafer Tayyar Paşa, burada Yunan gazeteciler ile görüşme yapmıştır. Bu görüşmede, Anadolu'da İstiklal Savaşı'nın başarılı olacağını, Yunanistan'ı İngiltere'nin bir ''maşa'' olarak kullandığını belirtmiş; daha rahat olduğu hastaneden çıkarılıp esarete alınmıştır. Lozan Barışı sırasında yapılan karşılıklı esir değişimi anlaşması ile 4 Haziran 1923'te, esareti sona ermiştir.


TBMM Dönemi ve Nasturi Ayaklanmasındaki Görevi
   
    Esaret dönüşü Cafer Tayyar Paşa, Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Atatürk, kendisini esir düşmesinden ve Trakya'daki harekatın başarısızlığından ötürü teselli etti. Kendisine Trakya seçimlerini idare etme görevi verdi. Cafer Tayyar Bey, II. dönem TBMM'de Edirne milletvekili olarak meclise girdi. Mustafa Kemal Cafer Bey'e güveniyordu. Çünkü Musul sorununun en kritik dönemlerinde onu 12 Ağustos 1923'te, 7. Kolordu Komutanlığı'na atadı. Bu görevdeyken mirliva (tuğgenerallik) rütbesine terfi etti. İngiliz destekli Nasturi isyanını kısa sürede bastırdı. Musul üzerine yürümek istediğini, fakat Ankara'nın yeni bir savaşı dönemin şartları gereği göze alamadığından bunun gerçekleşmediğini belirtmiştir.


Cafer Tayyar Paşa (Sağdan İkinci)
   Ordu ve siyasetin birbirinden ayrılması fikrini destekledi. Tercihini milletvekilliği yönünde kullandı. Askerlik mesleğini bırakarak siyasi görevine devam etti. Yeni kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na üye oldu. Fırka kapatılınca bir süre bağımsız milletvekili olarak görev yaptı. 1926'da, İzmir'de  Mustafa Kemal'e karşı yapılması planlanan ama amacına ulaşmayan suikast  tertibinin davasında Kazım Karabekir, Ali Fuat Beyler gibi isimlerle yargılandı. Fakat suçsuz bulunarak beraat ettiler. Cafer Tayyar Bey, milletvekilliği görevi bitince siyasete bir daha girmedi. 3 Ocak 1958 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Kazım Karabekir'in tabiri ile ''taktik kabul etmeyen adam...''vatanperver,dürüst bir komutandı. Onunda telkinleriyle Çolakoğulları soyadı yerine ''Eğilmez'' soy adını aldı. 

Ayrıca BKZ.→Trakya-Paşaeli Cemiyeti'nin Düzenlediği Kongreler

http://www.sessiztarih.net/2020/06/trakya-pasaeli-cemiyetinin-duzenledigi.html

Ayrıca BKZ.→Trakya yöresi Direniş Komutanı Cafer Tayyar Bey

http://www.sessiztarih.net/2020/06/milli-mucadelede-trakya-yoresi-direnis.html

Ayrıca BKZ.→Nasturi Ayaklanmasını bastıran komutan kimdir?

http://www.sessiztarih.net/2020/06/nasturi-ayaklanmasini-bastiran-komutan.html

Derleyen: Ali ÇİMEN


Kaynakça:

Kemal ATATÜRK, NUTUK(1919-1927)Atatürk Araştırma Merkezi-(Bugünkü Dille Yayına Hazırlayan Prof. Dr. Zeynep KORKMAZs. 276-278.



→Dr. Hüsnü ÖZLÜ, ''İSTİKLAL SAVAŞI’NDA DOĞU TRAKYA’DA TEŞKİLATLANMA SÜRECİ, LÜLEBURGAZ VE EDİRNE KONGRELERİ'',ULUSLARARASI AVRASYA SOSYAL BİLİMLER DERGİSİ, Yıl:3, Sayı:6, Mart 2012, s. 24-51.   

Yukarıdaki makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.↴  
http://www.ijoess.com/Makaleler/2104247076_istiklal%20sava%c5%9f%c4%b1nda.pdf


→Yrd. Doç. Dr. Zülal KELEŞ, ''Cafer Tayyar Paşa''Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XV, Sayı :44, Temmuz 1999, s.529-545.

Yukarıda adı geçen makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.

Yrd. Doç. Dr. Zülal KELEŞ, ''İstikâl Savaşı'nda Trakya Bölgesi ve Başarısızlık Nedenleri (Ekim 1918-Temmuz 1920)'',Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt XIX, Sayı 57, Kasım 2003, s.107-1042.

Yukarıda adı geçen makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hicrî Takvim Miladi Takvime Nasıl Çevrilir?

Örnek: Hicrî 1431 yılını Miladi Takvime Çevirme Aşamaları: I. Aşama : 1441 Hicrî yıl 33 sayısına bölünür. Çünkü 1 Hicri yıl yaklaşık 354 gündür. Hicrî takvim kamerî, yani aya dayalı düzenlenir. Güneşe dayalı düzenlenen Miladi Takvimde ise 1 miladi yıl yaklaşık 365 gündür. İki takvim arasında bir yıllık sürede 11 günlük fark görülür. Bu fark toplamda her 33 yılda 1 yıl olmuş olur. 1431/ 33 = 43,36...→ yaklaşık 43. Böylece 33 yılda 1 yıllık farktan 1431 yılda kaç yıl fark olduğu ortaya çıkar. II. Aşama :  Yukarıda çıkan sonuç, Hicri yıldan çıkarılır. 1431-43= 1388 Böylece Hicri Takvimin Miladi takvim ile arasındaki fark düzeltilmiş oldu. III. Aşama : Yukarıda çıkan sonuç yıl farkı alınmış hicri tarihtir. Son olarak bu sonuca iki takvim arasında 622 yıl farkı eklenir. Hicrî Takvim başlangıcı, İslam Dini Peygamberi Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye Hicreti olayıdır. Bu olay Miladi 622'de olmuştur. 622 rakamı   iki takvim arasındaki yıl farkı

Yurt Açan-Yurt Tutan-Yurt Kurtaran Savaşları Nedir?

Tarihte; Malazgirt Savaşı "Yurt Açan Savaş", Miryokefalon Savaşı "Yurt Tutan Savaş", Büyük Taarruz "Yurt Kurtaran Savaş", Dandanakan Savaşı "Devlet Kuran Savaş" olarak nitelendirilir.    26 Ağustos 1071'de Büyük Selçuklu Devleti ile Anadolu'ya egemen olan Bizans İmparatorluğu arasında Malazgirt Meydan Savaşı yapıldı. BSD Sultanı Alparslan'ın orduları Romen Diyojen'in Bizans Ordusunu hezimete uğrattı. Bu savaştan sonra Türkler Anadolu'yu yurt edinmeye başladı. " Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı."    11 Eylül 1176'da Anadolu Selçuklu Devleti ile Bizans İmparatorluğu arasında Denizli-Isparta arasındaki bölgede Miryokefalon  ( Myriokephalon)  Savaşı yapıldı. Bizans İmparatorluğu'nun bu savaştaki amacı Türkleri Anadolu'dan çıkarmaktı. ASD Sultanı II. Kılıç Arslan'ın orduları Bizans ordularını bozguna uğrattı. Böylece Anadolu'nun Türk yurdu olduğu kesinleşti. Türklerin Anadolu'dan atılamay

Gülbank Duası Nedir?

      Tekke âyinlerinde, saraylarda yapılan merâsimlerde, yeniçerilerin törenlerinde hep bir ağızdan yüksek sesle okunan ilâhi ya da duâlara GÜLBANG (Gülbank) denir.   Gülbanklar genellikle Türkçe ve topluca edilen dualardır.  Allah'a yalvarıp yakarma için söylenen dualardır. Yapılacak, ortaya konulacak iş; hayır, mutluluk, başarı getirsin diye yapılan dualardır.   Osmanlıca sözlükte ise Gülbang-ı Muhammedî, ezan demektir. Yeniçeri Gülbankı    Özellikle Bektaşilik, Mevlevîlik ve diğer bazı tarikatlarda çok yaygın bir dua geleneğiydi. Osmanlı Devleti'ndeki en stratejik askeri bölüklerden biri olan Yeniçeri Ocağı'nda bu gelenek yüzlerce yıl sürdürüldü. Yeniçeriler Bektaşîydi,  Ocağ-ı Bektaşîyân'dı.   Ayrıca  Mehteran Bölüğünde mehterbaşı da gülbank okurdu.      Özellikle tarihi Edirne Kırpınar Yağlı güreşlerinde ve diğer yağlı güreşlerde gülbank geleneği günümüze dek sürdürülmüştür. Yine esnaf teşkilatı olan Ahilikte, çıraklık, kalfalık ve ustalık törenl