6 Haziran 2020 Cumartesi

Şehzadebaşı Karakolu Baskını

Yorum Yap
Sponsor

   16 Mart 1920 sabah saat 05:45'te, başta İngiltere olmak üzere İtilaf Devletlerinin İstanbul'u resmen işgale kalkıştıkları gün; İngiliz askerlerinin Şehzadebaşı'ndaki karakolu basarak Türk askerlerini yaralaması ve şehit etmesi olayına, tarihte Şehzadebaşı Karakolu Baskını adı verilir.



    Şehzadebaşı Direklerarası'nda bulunan 10.  Kafkas Tümen Karargâhı olarak kullanılan bina ve caddeye  iki yük otomobili ile gelen 50-60 kadar İngiliz askeri, kapıda nöbette olan Türk askerine saldırdılar. Yardım için gelen nöbetçi onbaşıyı ise İngiliz subayı silahla yaraladı. İçeriye doğru giren İngiliz askerleri, uyuyan ve yataklarında yeni uyanmış halde kalkmaya çalışan Türk askerlerinin üstüne sorgusuz sualsiz ateş açtılar. Diğer koğuşlarda kalan mızıka efradı da İngiliz saldırısına maruz kaldı.  Mızıka çavuşu kendilerinin mızıkacı olduğunu belirtmesine rağmen İngilizler askerleri, mızıkacı askerleri iki sıra halinde koridora dizdiler. Hiç bir mukavemet gösterilmemesine rağmen üzerilerine ateş açtılar. Karargâhta, 10. Kafkas Tümen Karargâhı'ndan  ve Karargâh Mızıka efradından  61 türk askeri bulunmaktaydı. Ani saldırı sonrası 4 asker şehit edilmiş, 10 asker yaralanmış ve 1 asker de kaybolmuştu. Daha sonra yaralı bir asker daha şehit oldu.

Mustafa Kemal Nutuk'ta olayı nasıl haber aldığını anlatmıştır:


Baylar, 1920 yılı Mart'ının 16'ıncı günü öğleden önce saat onda, makine başında şöyle bir tel verildi: 
    
            Ankara'da Mustafa Kemal Paşa 
                   Hazretleri'ne      
Bu sabah Şehzadebaşı'ndaki Mızıka Karakolu'nu İngilizler basıp,  oradaki askerlerle İngilizler çarpışarak, sonunda, şimdi İstanbul'u işgal altına alıyorlar.Bilgilerinize sunulur.
                                                                                                                                     Manastırlı

                                                                                                                                    Hamdi

Ayrıca BKZ.İstanbul'un İşgalini Bildiren Vatansever Telgrafçı Manastırlı Hamdi Bey
http://www.sessiztarih.net/2020/05/istanbulun-isgalini-mustafa-kemale.html

   Bütün İstanbul uykudayken, İngilizlerin küçük ve mukavemet gösteremeyecek bir karakolda böyle bir işe girişmesinin nedeni ne olabilirdi? Resmi işgal saat 10.00'da başlayacaktı. Fakat İngilizler geceden itibaren hazırlıklara başlamıştı. Caddeler, sokaklar tutulmuş, tutuklamalar başlamıştı. En savunmasız askerlere karşı yapılan bu saldırı; korku ve panik yaratmak için gerçekleştirilmişti.

TBMM'nin 100. KURULUŞ Yılı Etkinlikleri Çerçevesinde Şehzadebaşı Karakolu Baskınının Yıl Dönümü İçin Hazırladığı Nazım Hikmet Şiiri Temalı Kamu Spotu 

   Ulusal şair Nazım Hikmet, bu acı olayı dizelerinde şöyle anmıştı:
920’nin 16 Martı.
Öğleden evvel
saat onda
makina başında şöyle bir telgraf aldı Ankara’daki :
‘Der-aliye 16/3/1920.
İngilizler bastı bu sabah
Şehzadebaşı’ndaki Muzika karakolunu.
Müsademe edildi.
İşgal altına alıyorlar İstanbul’u şimdi.
Berayi malumat arzolunur.
Manastırlı Hamdi.’
920’nin 16 Martı.
Harbiye Nezareti telgrafhanesi buldu Ankara’yı :
‘Etrafta dolaşıyor İngiliz askerleri.
Şimdi işte
İngiliz askerleri giriyorlar nezarete.
İşte giriyorlar içeri.
Nizamiye kapısına.
Teli kes.
İngilizler burdadır.’
920’nin 16 Martı.
Manastırlı Hamdi Efendi
buldu Ankara’dakini tekrar :
‘Paşa hazretleri,
Harbiye telgrafhanesini de işgal etti İngiliz bahriye askeri
Tophane’yi de işgal ediyorlar bir taraftan,
bir taraftan da zırhlılardan asker ihraç olunuyor.
Vaziyet vehamet kesbediyor efendim.
Paşa hazretleri,
Emri devletlerine muntazırım.
16 Mart 1920
Hamdi’
920’nin 16 Martı.
Durumu bir daha tekrar etti Hamdi Efendi :
‘Sabah bizim asker uykuda iken
İngiliz bahriye efradı karakolu işgal etmekte iken
askerlerimiz uykudan şaşkın kalkınca müsademe başlıyor.
Neticede bizden altı şehit, on beş mecruh olup
İngilizler zırhlıları rıhtıma yanaştırıp
Beyoğlu ve Tophane’yi işgal edip.
İşte Beyoğlu telgrafhanesi de yok.
İşte Beyoğlu telgraf memurları geldiler.
Kovmuşlar.
Burası da işgal olunacaktır bir saata kadar.
Şimdi haber aldım efendim.’
920’nin 16 Martı
uykuda kesti kafir üçümüzü,
kurşuna dizdi kafir ikimizi.
İngiliz’in hepsi değil domuzu
Sabaha karşı aldı canımızı.
920’nin 16 Martı
basıldı Vezneciler’de karargah.
Uyan be tosunum uyan.
Üçümüzü uykuda kesti kafir,
üçümüz : Abdullah çavuş, Şarkışla’dan Osman,
bir de Zileli Abdülkadir.
920’nin 16 Martı
Bozdoğan Kemeri’nde
kurşuna dizdi kafir ikimizi.
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
920’nin 16 Martı
uykuda kesti kafir üçümüzü.
Soktu Osman’ın karnına kasaturayı,
bastı göğsüne kafirin dizi.
Dört çocuk babasıydı Abdullah çavuş.
Doymadı dünyasına Abdülkadir.
Üçümüzü uykuda kesti kafir,
kurşuna dizdi ikimizi.
920’nin 16 Mart sabahı,
karakolun karşısında
bırakmadım elimden silahı,
yere serdim iki İngiliz’i.
Senin ırzını kurtardım İstanbul’um,
Sana can feda çakır gözlü gülüm.
Üçümüzü uykuda kesti kafir,
kurşuna dizdi ikimizi.
Şimdi üçümüz :
Abdullah ve Osman ve Abdülkadir,
taşları yan yana yatar Eyüp’te.
Arama, bulamazsın ikimizin kabrini,
belki maşrıkta, belki mağripte,
biz de bilemeyiz yerini.
Uykuda kestiler üçümüzü,
kurşuna dizdiler ikimizi,
Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı,
Reşadiyeli Veli oğlu Memet benimkisi.
Bir de altıncımız var,
kara kaytan bıyıklı bir şehit,
son mekanı şöyle dursun,
adını da bilen yok…
                                          Nazım Hikmet




Deleyen: Ali ÇİMEN

Kaynakça:

Serpil SÜRMELİŞehzadebaşı Karakolu Baskını ve Olay Mahalline Giren İlk Gazete Tevhid-i Efkâr, ATATÜRK YOLU DERGİSİ, Cilt:12, Sayı:45, 2010, 103-116.

Yukarıda adı geçen makaleye genel ağ üzerinden ulaşmak için BKZ.


Gazi M. KEMAL ATATÜRK, SÖYLEV,CİLT: I-II, Baskı: Kurtiş matbaacılık, Eylül 2002, s.206-209. (Basım için dilini sadeleştiren, Ord. prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu)










Sponsor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme