5 Nisan 2020 Pazar

Kore Harbi

Yorum Yap
Sponsor

I. BÖLÜM: KORE SORUNU

A. KORE JEOPOLİTİĞİ VE STRATEJİSİ


     Kore Cumhuriyeti, Asya'nın doğusundaki Kore yarımadasının güney yarısını kapsar. Geçmişte Kore yarımadası ''Cosan'' adında tek bir ülkeydi. II. Dünya Savaşından sonra, 1945'te, 38. paralelden kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrıldı.

      Kore yarımadasının boyu takriben 900 km, genişliği ise 240 km'dir. Doğu sahilleri boyunca kuzeye doğru yükselen dağlar mevcuttur. Batı sahilleri ise düz ve bataklıktır. Bilhassa nehir ağızlarında olmak üzere geniş deltalar bulunmaktadır. İç kısımlarında ise dalgalı bir arazi vardır. Nehirler güneye ve batıya doğru akarlar. umumiyetle suları boldur, yatakları derin ve geniştir.

       Kore, yaklaşık 4 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Kendilerine has lisanlarıyla ayrı bir kültür meydana getirmişlerdir. Koreliler; Çinlilerden, Mançuryalılardan ve Japonlardan farklıdırlar. Eski Çin'den aldıkları medeniyet esaslarını Japonya'ya aktarmışlardır. Hiçbir zaman barış yolundan ayrılmadıkları halde Kore'nin tampon bir bölge oluşu nedeniyle arzu ettikleri devamlı barışa hiçbir zaman kavuşamamışlardır.

        Çin'in Mançuryasından güneydoğuya uzanan Kore yarımadasının güney ucuyla Japonya arasındaki mesafe 120 mildir.Bu bakımdan Japonlar Chosun yarımadasını kalplerine dayanan bir hançer olarak görmektedirler. Bu yarımada Asya'ya geçmek isteyenler için bir köprü başı olduğu gibi adalara geçmek isteyenler için de bir atlama taşı olabilir. Bu nedenlerle ne Çin ne Rusya ne de Japon Adalarındaki idareler, Kore'yi ihmal edemezler.




B.KORE'NİN KISA ÖZGEÇMİŞİ

   Tarih boyunca Kore yarımadasının bağımsızlığı ve özgürlüğü, çevresindeki büyük kuvvetler tarafından abluka altına alındı. Kore, 1910'da Japon imparatorlunun bir parçası olduktan sonra, Japonlar Kore yarımadasında imar işlerine giriştiler. Kore'yi demiryollarıyla, limanlarla, fabrikalarla donattılar. Bunları yaparken amaçları; Kore'yi Japonya için bir hammadde kaynağı yapmak ve Çin'e saldırabilmek için bir üs olarak kullanmaktı. Bu arada Japonlar, Korelilere kültürel açıdan baskı kurmaya çalıştılar. Onların kendi dillerinde eğitim görmelerini engelliyorlardı. Koreli çocuklara Japon isimlerin verilmesi için baskı yapıyorlardı.

      1919'da Koreliler, ülke çapında barışçıl protesto gösterileri düzenlediler.Fakat Japon yönetimi bu gösterileri sertlikle bastırmada gecikmedi. Binlerce insan tutuklandı, hapislere atıldı ya da öldürüldü.

     Emperyalizm, dünyanın neresinde olursa olsun kendine kurban seçerken; ırk,dil, din gibi değerlerden ziyade ekonomiyi ve stratejiyi ölçüt almaktadır. Tarih boyunca Japonların, kendine has binlerce yıllık kültür birikimi olan Kore insanını Japonlaştırma çabalarıyla birlikte ham madde ve pazar amacıyla kullanması bu duruma bir işaret olabilir. 

     II. Dünya Savaşı sonrası Japonya açısından işler tersine dönmeye başladı. Japonya, 1945'te Kore de dahil olmak üzere sömürgelerini yitirmeye başlar. Büyük savaş sonrası, Kore'ye giren ABD ve SSCB birlikleri buradaki Japon egemenliğine son verirler. Ülkeyi 38. paralelinden geçen bir hat ile ikiye bölerler. Yapılan plana göre; Japon birlikleri ülkeden ayrıldıktan sonra ABD ile SSCB bağımsız bir Kore kurmaya çalışacaklardı. Dünyanın iki farklı kutbu arasında anlaşmazlık çıkınca sorun, 1948'de ABD tarafından Birleşmiş Milletler'e götürüldü. Birleşmiş Milletler, geçici komisyonun gözetiminde yalnızca Güney Kore'de seçim yapıldı. 15 Ağustos 1948'de de 38. paralelin güneyinde kalan bölgede Kore Cumhuriyeti kuruldu. 12 Eylül'de ise kuzeyde Kore Halk Cumhuriyeti kuruldu.

      Bir ülke, birlik ve beraberlikten yoksun ise eğitimsiz kalmışsa, o ülke emperyalizmin mandası ve kuklası olmaya mahkum olur.  Kore Savaşı başlamazdan önce, şunu görmekteyiz ki ikiye bölünen Kore'de; kuzey tarafta SSCB'ye yakın bir sosyalist cumhuriyet olan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti kurulurken, güney tarafta ABD yönetimine yakın Kore Cumhuriyeti kurulmaktadır. Bu yapı, Kore Savaşı'nın çıkmasında gayet önem arz eder.


II.BÖLÜM: KORE SAVAŞI

A. SAVAŞA DAİR NEDENLER VE GELİŞMELER

         II. Dünya Savaşı'nda Japonlar teslim olunca Birleşik Amerika, Büyük Britanya, Sovyet Rusya ve Çin arasında varılan anlaşmaya göre (5 Ağustos 1945); 38, paralelin kuzeyindeki Japon askerleri Sovyet kuvvetlerine, güneyindekiler ise Amerikalılara teslim oldular. Sovyetler bu hatta, iki bölgeyi birbirinden kesin olarak ayıran devamlı bir sınır olarak baktıklarını açıkladılar. 38. paralel, kuzeyde yaşayan Korelilerin üçte birini, güneyde yaşayan ve üçte ikiyi bulan çoğunluktan fiilen ayırıyordu. Nitekim Avrupa'da Sovyetler işgal ettikleri Doğu Almanya'yı da batı bölgesinden ayrı tuttular. Sonuç olarak Almanya da ABD ve SSCB saflarına yakın olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Kapitalist ABD'nin  yönetme tekniği ile komünist Sovyetlerin daha zayıf ülkeleri idaredeki teknikleri usul ve amaç olarak dışarıdan bakıldığında benziyordu.

      İlk defa olarak Kore'deki durum, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 15 Eylül 1947'de başlayan ikinci toplantı devresinde Amerika Dışişleri Bakanı M. G. Marshall tarafından Genel Kurula 17 Eylül 1947 günü sunulup açıklandıktan sonra üye devletlerin karar vermeleri istendi. Dana sonra BM Genel Kurulu Birinci Komisyonu çok önemli kararlar aldılar.

      Anlatılan süreçten sonra Kore'deki bölünme kaçınmaz bir biçimde devam edecekti. BM, SSCB'yi ikna edemedi ya da etmek istemedi. Güney Kore seçimleriyle Kore Cumhuriyeti kurulmuştu. Kore anlaşmazlığının sürüp gitmesinde, demokrat batılı devletlerle SSCB'nin siyasi bakış açısı farklılıkları diğer dünya sorunlarında olduğu gibi baş gösteriyordu. 

    Komünist Çin ve SSCB tarafından desteklenen ve kışkırtılan Kuzey Kore Demokratik Halk Cunhuriyeti, bütün Kore'yi komünist bir rejim altında birleştirmek amacını güdüyordu. Bu birleşmenin yolunun silahlı kuvvetlerden geçeceğini biliyor; büyük bir taarruz ordusu konumlandırıyordu. Buna karşın güneydeki Kore Cumhuriyeti ordusu, ülkeyi yalnız başına savunabilecek durumdan çok uzaktı. 1950 başlarında, iki Kore hükümeti arasında radyolarla propaganda ve gerilla etkinliği gittikçe şiddetini artırdı. Kore Cumhuriyeti 11 Mayıs 1950'de ''kızıl istila'' yakın diye tüm dünyaya bildirdi.

     Kuzey Kore'nin taarruzu başlamadan önce ABD ve SSCB kutuplarının her iki tarafı da pohpohlaması ve kışkırtması göz ardı edilemez. Eğer savaşın temel nedeni ortaya koyulacak olunsa; biri komünist biri kapitalist iki kutubun jeo-stratejik bir bölgeyi paylaşamayıp güç gösterisi yapmaları denilebilir.

     ABD ile Güney Kore Cumhuriyeti arasında; 31 Aralık 1948'de askeri yardım ve güvenlik paktı; 26 Ocak 1950'de, Seul'de ikinci bir anlaşma ile on milyon dolarlık yardım, 31 Ocak 1950'de de altmış milyon dolarlık yardım anlaşmaları yapıldı. 

      Sovyetlerle Kuzey Kore Halk Cumhuriyeti arasında 20 Mart 1949'da, on yıllık bir yardım anlaşması imzalandı.Bu süreçte Çin ve SSCB arasında dostluk anlaşmaları devam etti.  Vişinski ile Mao arasında 14 Şubat 1950'de yapılan anlaşma ile Ruslar, destek noktasında kuşku bırakmadılar. ABD ve SSCB işi yumuşatacağı yerde kızıştıryordu.


B. KORE SAVAŞI'NIN BAŞLAMASI VE SONUÇLARI

       Güney Kore askeri gücü altı zayıf piyade tümeninden oluşuyordu. Küçük bir deniz filosu da bulunan G. Kore'nin askeri kuvveti yüz bin civarındaydı. Kuzey Kore ise Rus desteği ile taarruz gücüne sahipti. Harp başladığında resmi kayıtlara göre; 13 tümen ile 105. Zırhlı Tümen, 73 tank, yüzden fazla uçak, 32 parça harp gemisine sahipti. Kuzey Kore ordusu 183 bin kişi civarındaydı. Taarruz gücü ve sayı bakımından güneye göre üstün durumdaydı.

     25 Haziran 1950 günü saat dörtte, Seul'un batısındaki Kumpo Yarımadasına Kuzey Kore tarafından topçu ateşi başladı. Saat 08.00'de 38. paraleli Kumpo, Kaesong, Chunchon'dan geçerken; doğu kıyıdaki Kangnung civarına da çıkarma yaptılar. Aynı gün saat 11.00'de Kuzey Kore, Güney Kore'nin sınırı geçtiğini öne sürerek resmen savaş ilan etti.


     BM Kore Komisyonu, savaşın resmen başladığı günden itibaren çok hızlı çalışmalar yaptı. ABD başkanı Truman, 27 Haziran 1950'de Uzak Doğu ABD komutanı Mac Artur'a, Güney Kore'ye hava ve denizden yardım edilmesi emrini verdi. BM Güvenlik Konseyi ise Kore'de durumun giderek kötüleştiğini rapor etti. Bu rapordan sonra BM'den Kore'ye yardım kararı çıktı. Konseyin 25 ve 27 Haziran 1950 kararları önemlidir. Çünkü bu kararlar prensip bakımından BM'de herhangi bir saldırıya karşı direnme azmi doğurmuş, üye devletler kolektif emniyetin savunmasında birleşmişlerdir.

    Kuzey Kore, 29 Haziran 1950'de Seul'ü ele geçirdi. Amerikan Hava Kuvvetleri, 30 Haziran 1950'de Güney Kore'ye yardıma başladı. Amerikan Deniz Kuvvetleri Kore kıyılarını abluka altına aldı. 5 Temmuz 1950'de Japonya'daki 24. Amerikan tümeni, Güney Kore ordusuyla birlikte muharebelere katıldı. BM üyesi ülkeler çok geçmeden destek verdiler. ABD başta olmak üzere 15 BM üyesi ülke Kore'ye askeri yardımda bulundu. Bu süreçte SSCB, BM'nin hiç bir toplantısına katılmadı. Türkiye BM'nin Kore toplantılarına katıldı ve dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, Kore'ye asker gönderileceğini belirtti. 

     Savaşın iyiden iyiye kızıştığı dönemde, Seul'ü kurtarmak amacıyla Amerikalılar tarafından ''İnchon Çıkarması'' yapıldı. Başarılı olan bu çıkarmadan sonra 28 Eylül 1950'de Seul, Kuzey Kore'den geri alındı. Bir gün sonra Güney Kore cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri başkente girdiler. Seul'un alınması sırasında sokak muharebeleri yaşandı. Halk kanlı çarpışmalar ortasında büyük zarar gördü. 


      En şiddetli muharebeler, Pusan köprübaşı mevzilerinde meydana geldi. İki tarafın yaptığı şiddetli taarruzlar sonucu BM kuvvetleri, Kuzey Kore ordusunu geri püskürttü. Yapılan şiddetli taarruzlar sonucu BM kuvvetleri, Kuzey Kore ordusunu geri püskürttü. Savaşın sonraki aşamalarında Kuzey Kore orduları, 38. paralelin kuzeyine doğru geri çekildiler. Hatta BM ordusu 38. paralelin kuzeyine girdiler. Artık Kuzey Kore ordusu BM gücünü durduracak bir güçte değildi. Bu taarruzlar karşısında Çin, Kuzey Kore'nin durumuna kayıtsız kalmadı. Mançurya'daki askeri gücünü 850 bine kadar yükseltti. 14-16 Ekim 1950'de Çin orduları Kuzey Kore topraklarına Kuzey Kore'yi BM güçlerine karşı savunmak için girdi. Kuzey Kore'nin BM güçlerince istilası durdurulabildi.

     Komünist ordular ile kapitalist ülkelerin BM güçleri arasındaki savaş 1953 yılına kadar sürdü. Komünist güçler, 13 Temmuz 1953'te BM ordusuna karşı geniş çapta bir taarruza girişti. Fakat başarılı olamadı. Bu güçler büyük kayıplar verdiler. Mütareke kaçınılmazdı. Anlaşma zemini aranıyor savaş tutsakları sorunu çözümlenemiyordu. Bu süreçte Güney Kore hükümeti ikiye bölünmek istemiyordu. Fakat Çin tehlikesi bu durumu kabullendirmeye başladı. Zaten Çin, bu savaş sonrası dünyada uluslararası bir rol model, bir aktör oldu.


      10 Temmuz 1951'de müzakeresi başlayan ve iki yıldır yapılması beklenen mütareke, sonunda 27 Temmuz 1953'te imzalandı. Böylece BM güçleri-Komünist güçler savaşına dönüşen Kore Savaşı noktalandı. Savaşta iki milyonu sivil olmak üzere beş milyondan fazla kişi yaşamını yitirdi. Geride de ikiye bölünmüş yerle bir edilmiş iki ülke kaldı.

        Kore, komünist ve ulusal olmak üzere iki ayrı devlete bölündü. Bu iki Kore devletinin ilişkileri yıllar boyu soğuk sürdü. Hatta ateşkes sonrası bir barış anlaşması bile yapmamışlardı. Savaşın net bir kazananı olmadı. Kore Harbi, komünizme karşı bir savaşa dönüşmüş, soğuk savaş döneminin sıcak çatışma alanı olarak tarih sahnesinde yerini aldı.

        BM gücüne asker gönderen Türkiye Kore Harbi'nde başarılar gösterdi. 5 bini geçkin askerini Koreye gönderdi. 825 askeri yaşamını yitirdi. Kimilerine göre dünya barışına katkıda bulunmasıyla ''Mehmetçik'' Türk askeri kahraman nidalarıyla anlatıldı. Kimilerine göre ise Türk mehmetçiği, Nazım Hikmet'in deyimiyle  ''kimi öldürmeye gidiyorsun Ahmet!'' denilerekten bu emperyalist savaşın dışında olunsun istenmişti. 
Marilyn Monroe ve Kore'de Türk Askerleri


SONUÇ

          1950-1953 tarihleri arasında; Kuzey Kore'nin Güney Kore'ye saldırması ile başlayan savaş; ABD dahil 16 üye ülke dahil ve Türkiye'nin de katılımıyla gerçekleşti. Savaş sürecinde Çin ordusu, Kuzey Kore'yi destekledi. Böylece Kore Harbi, Bm Ordusu- Komünist ordusu savaşına dönüştü. Bu savaşta beş milyon civarında insan yaşamını yitirdi.

             ABD ve SSCB'nin paylaşamayıp iki kutba ayırdığı Kuzey ve Güney Kore ülkeleri, bu büyük güçlerin güdümünde hareket etti. Savaşın temel nedeni de bu iki büyük gücün stratejik öneme sahip Kore yarımadasını paylaşamamasıydı. Kore yarımadası savaş sonrası harabeye döndü. Savaşanın kazananı olmadı. Kaybeden Kore Halkı oldu.

      Türkiye'nin başarıyla iştirak ettiği bu savaş, 1953 yılında ateşkes ile bitti. 


Kaynaklar:


1.Kore Harbi'nde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Muharebeleri, Ankara, 1975 
2.Kore Gerçeği
3-Temel Britannica Ansiklopedisi



Ali ÇİMEN
      















    


















Sponsor

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme